Site Loader

İnsan zihninde bilgilerin kaydedilmesi, depolanması ve ihtiyaç duyulduğunda geri getirilmesi (hatırlama) bellek sayesinde mümkün olmaktadır. Günümüze kadar, belleğin sınıflandırılması içeriğine ya da zamansal değerine göre yapılmıştır. Zamansal kapasitesine göre kısa süreli bellek, uzun süreli bellek ve duyusal bellek olmak üzere üç türde sınıflandırılırken içeriğine dayalı olarak yapılan sınıflamada açık ve örtük olmak üzere uzun süreli belleğin altında sıralanan iki tür bulunmaktadır. Açık bellek de epizodik, semantik ve işlemsel bellek olmak üzere üçe ayrılmıştır. Epizodik bellek kişisel bilgilerin ve anıların depolandığı, semantik bellek akademik bilgilerin, genel geçer olgu ve kuralların depolandığı, işlemsel bellek ise bisiklete binmek, keman çalmak gibi bir işlemin nasıl yapıldığına dair bilgilerin depolandığı yer olarak tanımlanır (Özen, Rezaki, 2007).

            Geçmişte yaşanılan olayları ya da öğrenilen bilgileri hatırlamak kadar unutmak da doğaldır. Unutmanın bir bozukluk haline gelmesi ise belleğin tamamen kaybedilmesi ya da kişinin yaşamında ciddi işlevsel bozukluklara sahip olması ile ortaya çıkar. Amnezi de bu duruma örnek olabilecek bir tür bellek kaybıdır. Amnezinin ortaya çıkma sebepleri beyin hasarı, ilaçlar, alkol ve uyuşturucu kullanımı, epilepsi nöbetleri ya da travmatik yaşantılar olabilir. Amnezinin ortaya çıkmasına sebep olan pek çok olay olması ve amnezinin sürme zamanının çeşitlenmesi bu konuda sınıflandırma yapılmasını gerekli kılmıştır. Kopelman (1987) amnezinin sebeplerine bağlı olarak organik ve psikojenik olmak üzere amneziyi ikiye ayırmıştır. Organik Amnezi kafa travması, alkol uyuşturucu kullanımı, epilepsi ya da hipoglisemi sonucunda ortaya çıkabilmektedir. Psikojenik Amnezi ise beyin hasarı olmaksızın stresin ve travmatik yaşantıların yol açtığı amnezi durumudur. Dissosiyatif Amnezi de bir tür Psikojenik Amnezidir.

            Dissosiyasyon ayrılma, kopma, bölünme gibi anlamlara karşılık gelmektedir. Psikoloji penceresinden bakılacak olduğunda kişinin zihninde bulunan anı, duygu ya da düşüncelerin geçici olarak unutulması, ayrılması olarak tanımlanabilir (Şar, 2021). Dissosiyatif Amnezide kişi hayatının belirli bir dönemini hatırlayamaz ve bu durum olağan unutkanlık kadar basit bir şekilde açıklanamaz. Kendilik ve özerklik bilincini içeren otobiyografik bellek de Dissosiyatif Amneziden etkilenebilmektedir. Yapılan araştırmalarda Dissosiyatif Amnezi yaşayan kişilerin okul zamanlarında öğrendikleri bilgileri, topluma ait kültürel bilgileri ya da ünlü yüzler ve isimlerine dair bilgilerini kapsayan semantik belleklerinde bozulma olmadığı görülmüştür (Staniloiu, Markowitsch, 2014). Dolayısıyla bu amnezinin etki alanının kişinin epizodik ve otobiyografik belleği ile sınırlı olduğu söylenebilir. Beyin bölgeleri ve amnezi arasındaki bağlantıyı araştıran bir çalışmada da prefrontal korteksteki artan aktiviteyle birlikte hipokampusta azalan aktivitenin Dissosiyatif Amnezi ile ilişkili olduğu görülmüştür (Kikuchi ve ark, 2010). 

Dissosiyatif Amnezinin ortaya çıkma sebepleri savaş, doğal afet gibi uzun süreli yoğun stres altında kalmak ya da çocuklukta yaşanan cinsel istismar, finansal geçimsizlik gibi kişinin tolere edemediği utanç, suçluluk, hayal kırıklığı ve umutsuzluk duygularına yola açan olaylar olarak sıralanmıştır. Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders (Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı) beşinci baskısında (DSM-5) Dissosiyatif amnezi için belirtilen tanı kriterleri aşağıda verilmiştir:

1) Genellikle travmatik veya stres yaratıcı nitelikte olan önemli otobiyografik bilgileri sıradan bir unutkanlıkla açıklayamayacak bir biçimde anımsayamama

 2) Bu belirtiler klinik olarak belirgin rahatsızlık veya toplumsal, işle ilgili ve diğer alanlarda işlevsellikte düşmeye neden olur.

3) Bu bozukluk bir maddenin doğrudan fizyolojik etkilerine (örn. alkol, madde, ilaç), nörolojik veya başka bir tıbbi duruma (örn. kompleks parsiyel epileptik nöbetler, kraniyal travma) bağlanamaz.

4) Bu bozukluk Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu, Post-travmatik Stres Bozukluğu, Akut Stres Bozukluğu, Bedensel Belirti Bozukluğu veya Majör/hafif Nörobilişsel Bozukluk ile açıklanamaz.

            Genellikle aniden başlayan ve kısa sürede bittiği belirtilen bu amnezi türünde yavaş iyileşmeler de görülmektedir (Şar, 2017). Depresyon en sık görülen eş tanıdır. Depresyona ek olarak bazı vakalarda füg durumu da gözlemlenmektedir. Füg durumu DSM-5’e kadar farklı bir tanı grubu olarak nitelendirilmesine karşın DSM 5’te sadece Dissosiyatif Amnezinin altında yer verilmiştir. Füg durumunda kişi ani bir kimlik kaybı yaşayarak bulunduğu yeri terk edebilir, deorganize davranışlarda bulunabilir. Füg durumunu yaşayan kişi kendisine yeni bir kimlik oluşturabilir ve bu kimlikle saatlerden yıllara uzayan bir aralık içerisinde yaşayabilir (Balcıoğlu ve Balcıoğlu, 2018).

            Dissosiyatif Amnezi için yapılan sıklık araştırmalarında örneklem büyüklüğü, yöntem, terminoloji ve vaka tanımı farklılıkları doğru bir sıklık oranı vermeyi güçleştirmektedir. Fakat yine de belirli oranlar verilmiştir. Dünyada görülme oranının %7.21 ile %9,45 arasında olduğu belirtilmiştir (Staniloiu ve Markowitsch, 2014). Türkiye’de yapılan sıklık araştırmalarında ise yaşam boyu görülme sıklığı %7,0 olarak bulunmuştur (Şar, 2017).

            Son olarak Dissosiyatif Amnezinin iyileşme sürecine bakıldığında iyileşmenin genelde kendiliğinden olduğu görülmektedir. Tedavi yöntemi olarak uygulanabilecek olan tedavi yaklaşımı destekleyici olmalıdır. Kişinin yaşadığı travmaya karşı empatik yaklaşılmalı, kişinin tolere edebileceğinden fazla cesaretlendirme yapılmamalıdır. İlaç tedavisi genellikle gerekmez fakat ihtiyaç duyulduğunda anksiyolitikler kullanılabilir (Şar, 2017).

Güldane Arısoy

Kaynaklar:

  1. Balcıoğlu YH, Balcıoğlu İ. Dissosiyatif Bozuklukların Tanımı ve Tanı Ölçütleri. Öztürk E, (ed). Ruhsal Travma ve Dissosiyasyon. Ankara: Türkiye Klinikleri; 2018. p.8-13.
  2. Erberk Özen, N. ve Rezaki, M. (2007). Prefrontal korteks: Bellek işlevi ve bunama ile ilişkisi. Türk Psikiyatri Dergisi, 18(3), 262-269.
  3. Kikuchi, H., Fujii, T, Abe, N., Suzuki, M., Takagi, M., Magikura, S., Takahashi, S. ve Mori, E. (2010). Memory repression: Brain mechanisms underlying dissociative amnesia. Journal of Cognitive Neuroscience, 22 (3), 602–613.
  4. Kopelman, M. D. (1987). Crime and amnesia: A review. Behavioral Science & The Law, 5(3), 323-342.
  5. Şar, V. (2017). Dissosiyatif bozukluklar. O. Karamustafaoğlu (Ed), Temel ve klinik psikiyatri (1) içinde. Ankara: Güneş Tıp Kitabevleri.
  6. Şar, V. (2021). Travma ve dissosiasyon nedir? https://www.vedatsar.com/travma-ve-dissosiyasyon-nedir/ adresinden 29 Mayıs 2021 tarihinde alınmıştır.
  7. Staniloiu, A. ve Markowitsch, H. J. (2014). Dissociative amnesia. Lancet Psychiatry, 1, 226-241.
  8. American Psychiatric Association. (2013). Diagnostic and statistical manual of mental disorders (5th ed.). Washington, DC: Author.

Post Author: gipder

Bir Cevap Yazın