Site Loader

Kıskançlık Arapça kökenli bir kelimedir ve ġ-y-r kökünden “gayret” kelimesinden gelmektedir. Fiil if’al kalıbında kullanıldığında, kıskandırmak; isim olarak (ğayret) kullanıldığında ise kıskançlık anlamına gelmektedir. Ğayûr kelimesinin çoğulu ise Ğuyûr’dur, aşırı kıskanç demektir. Kıskançlık, bir şey uğruna büyük hırs gösterme, fanatizm anlamlarına gelen bir kelimedir (Mutçalı, 1995: 640-641; Nişanyan, 2009: 324). Türk Dil Kurumu (TDK, 2018) sözlüğünde ise kıskançlık kavramı; “Bir kimse bir üstünlük gösterdiğinde veya sevilen birisinin, başkası ile ilgilendiği kanısına varıldığında takınılan olumsuz tutum, günücülük, hasetçilik, hasetlik, hasutluk.” olarak tanımlanmaktadır.

Kıskançlığın belirli birkaç sınıflandırması vardır;

A. Romantik olmayan kıskançlıklar;

1.Kardeş kıskançlığı: En yaygın kıskaçlık türü, birden fazla çocuğun bulunduğu ailelerde, görülen kardeş kıskançlığıdır. Aşırı düzeyde olmamak şartıyla, kardeşlerin arasında kıskançlık olması aslında yadırganacak bir durum değildir. Önemli olan kıskançlığın ne boyutta yaşandığıdır. Çocuk, herkesin kendisinden daha iyi olduğunu düşünüp, kendisinin herkesten daha az sevildiğini hissedebilir. En çok görülen kıskançlık türü, büyük çocuğun kendisinden sonra gelen kardeşini kıskanması durumunda ortaya çıkmaktadır. Genellikle ilk çocuk, anne ve babanın göz bebeği olup ailenin ilgi ve dikkat merkezidir. Kardeşin gelişi ile çocuk ailesinin sevgi ve ilgisini kardeşiyle paylaşmak zorunda kalacağından bunu kabullenmekte güçlük çeker. Özellikle annesinin kardeşiyle ilgilendiğini gören büyük çocuk, sevilmediğini, ihmal edildiğini düşünür, bundan da acı çeker ve hüzünlenir.

Kıskançlığın nedenleri: Tek çocuk olarak büyüme, İlginin bölünmesi ve ailenin çok fazla ilgisini gördükten sonra, bu yoğun ilginin tamamen kardeşe döneceğini düşünmek.

2. Çocuk- Ebeveyn Kıskançlığı: Psikoanalitik teori Oedipus ve Electra kompleksleri kavramlarıyla çocuğun aynı cins ebeveynini kıskanarak onun yerine geçmeyi ve karşı cins ebeveyniyle beraber olmayı istediğini öne sürer. Oedipus kompleks erkek çocuğun babasını devreden çıkararak annesiyle aşk yaşamak istediğini, Electra kompleks ise kız çocuğun annesini devreden çıkararak babasıyla aşk yaşamak istediğini savunur. Ancak teorinin bu kısmı bilimsel verilerle desteklenememiştir (Hill & Davis, 2000).

3. Anne-çocuk kıskançlığı: Annenin çocuğunu kıskandığı durumlardır. Anne çocuğunun eşinin sevgisini çalmasından, eşini çocuğuyla paylaşmaktan veya eşinin çocuğa kendisinden daha çok ilgi göstermesinden korkar ve çocuğunu kıskanır. Anne çocuğunu o kadar kıskanır ki, mesela çocuğunun dış görüntüsüne hiç önem vermez, özenmez mesela onu iyi giydirmez, onu gerektiği gibi temiz tutmaz çünkü çocuğunun eşiyle arasına girdiğine/gireceğine inanmaktadır. Bu kıskançlığın farklı boyutlar kazanıp annenin çocuğa bu yüzden şiddet uygulamasına yol açabildiği gözlemlenmiştir Anne-çocuk kıskançlığına bir başka sebep olarak annenin kocasına karşı bastırdığı kıskançlık hislerini çocuğuna yöneltmesi öne sürülmüştür. Kocasıyla ilgili duyduğu kıskançlığı ifade edemeyince, çocuğuna yüklenir, çocuğunu kendi malıymış gibi görür ve aşırı korumacı bir tutum içine girer.

4. Baba-Çocuk Kıskançlığı: Anne ile bebek arasındaki duygusal ve fiziksel bağın kuvvetliliğinden dolayı anne-çocuk kıskançlığına oranla daha sık ve yoğun olarak görülür. Babanın bebeği genellikle bilinçli olarak kıskanmadığı fakat doğumdan sonra bebeğe karşı ilgisiz ve olumsuz davranışlarda bulunarak bu duygularını yansıttığı belirtilmiştir (Hill & Davis, 2000). Babanın bebeği kıskanmasındaki belli başlı tetikleyici etmen annenin bebeği doğurması ve emzirmesidir çünkü bu hem fiziksel hem duygusal bir bağ kurdukları anlamına gelir. Baba asla böyle fiziksel bir bağ kuramayacağı için eksiklik hisseder, anneyi de kıskanır (Hill & Davis, 2000).

5. Arkadaşlık-İş yerlerinde kıskançlık: Arkadaşlar arasında en sevilen olma arzusu, Öğretmen-öğrenci işlerinde en gözde ve başarılı olma isteği, iş yerlerinde statü farklılıkları sebebiyle görülen rekabet hali kıskançlığa sebebiyet verir. İş arkadaşının kendi pozisyonunu elinden alacağından endişe eden birey, sıkıntı, öfke ve korku duyar. Bu tür kıskançlıklarda sosyal çevrenin ilgisini çekme, takdir edilme, ‘biricik’ olma arzuları vardır.

B. Romantik olan kıskançlıklar;

1.Patolojik/Obsesyonel Kıskançlık: Abartılı kıskançlık ve şüphecilik halidir. Aldatılma ve şüphecilik ana konusudur. Patolojik kıskançlık türünde kişide ‘başka biri var’ hisleri vardır. Eşinin hayatında var olduğunu düşündüğü kişiden sürekli bir şüphe duyma hali söz konusudur. Birey sık sık kontrol etme, sosyal ağlarda takip etme, telefonunu kurcalama herhangi bir açık yakalama arzusu ile eşinin kendisini aldatıp aldatmadığını öğrenmeye çalışır. Gerçekte var olmayan bu üçüncü kişi, bireyin senaryosunun bir ürünüdür.

2. Kıskançlık Tipi Sanrısal Bozukluk: Bu tip kıskançlık, evli çiftler arasında daha sıklıkla görüldüğü için, konjügal paranoya ya da Othello sendromu olarak da bilinir. Bütün psikiyatrik hastalıklar içinde görülme sıklığı binde ikiden daha azdır. Semptomlar ani başlar ve ancak eşin ayrılması ya da ölümünden sonra çözülür. Kıskançlık sanrıları giderek eşe karşı sözel ve fiziksel saldırıya neden olabilir, hatta eşini öldürmeyle sonuçlanabilir.

Karşı cinsle kıskançlığı aşmak için neler yapılabilir?

  • Kıskançlığın en temel sebeplerinden bir tanesi özgüven eksikliğidir. Kendinize güvenin, değerli olduğunuzu hissedin ve bu konuyla yapılan eğitimlere katılabilirsiniz.
  • Eşinize/sevgilinize güvenin. Telefonunu sürekli kurcalayarak, sosyal ağlarda her adımını takip ederek, sadece kendinizi yorarsınız. Ona güvenmeyi seçin. Unutmayın ki kendisine güven duygusu duyulduğunu hisseden bireyler, yanlış adım atma konusunda tereddüt ederler. Onu engellemenizin tek yolu ona güvendiğinizi hissettirmektir.

Erkekler Kadınlardan Daha Çok Mu Kıskanır?

Bazı kanıtlar, romantik ilişkiler bağlamında, erkeklerin cinsel sadakatsizlik konusunda daha fazla kıskançlık duyduklarını, kadınların ise duygusal sadakatsizlik konusunda daha çok kıskançlık duyduklarını göstermektedir.

 Son olarak kıskançlık türü haline gelen ve yaygın olan sosyal medyada gördüğümüz kız/erkek kıskanma olayına değinelim. Biliyoruz ki herkes sanalda mükemmel ve kimsenin kusuru yok.  İnsanlar sosyal medyada gördükleri fotoğraflar yüzüne kendini geri plana atabiliyor ve kötüleşip o kişiyi kıskançlığı yüzünden linç yağmuruna sokabiliyor. Kıskançlık doğuştan doğal olan bir duygudur güzeli kıskanırız ama kendimizden de ödün vermemeliyiz ve unutulmamalıdır ki herkes kendi özünde mükemmeldir.

Psikolojide Kıskançlık nedir?

Duygunun doğası, felsefi psikoloji, ahlâk felsefesi, motivasyon psikolojisi, eğitim psikolojisi, zihin felsefesi, öğrenme teorisi, psikiyatri, meta psikoloji ve teolojiyi de içine alan multidisipliner bir alandır. Ancak her disiplin kıskançlık konusunu kısmen ele almaktadır ya da yalnızca kendi yöntemi içinde ele almaktadır (Gökalp, 2010: 1).Bu açıdan, kıskançlık sosyal bir olgu olduğu kadar psikolojik bir olgu olduğu da söylenebilir.

Freud’a (1955) göre, kıskançlık kaçınılmaz olduğu için evrensel bir olgudur. Çocukluk deneyimlerinden kaynaklandığından dolayı hepimizin başına gelen acı dolu bir olay ve ondan kimse kaçamamaktadır. Bu evrensel çocukluk travmaları, yetişkinlikte kıskançlığı ortaya çıkarabilmektedir. Freud, kıskançlığı sıradan olan gam gibi duygulanımlardan biri olarak ifade eder. Eğer kıskançlık duygusunu tanımayan bireyler var ise, bunu şiddetle bastırmış ve bilinçdışına atmış olduğu sonucuna varılabilir. Freud kıskançlığı insan ruhunun bilinçdışı derinliklerine dayandırmıştır. Freud, kıskançlığın kökleri çocukluk deneyimlerine dayandırmaktadır (Pines, 2003:169). İnsanların erken çocukluk hatıraları ve yoksunlukları ileride davranış belirlemede etkili bir faktördür. Psikologlar çocukluk deneyimlerinin eş seçimine bile etkisinin olduğunu ifade etmişlerdir. Eş seçiminde insanların çocukluk döneminde karşılanamayan duygusal ihtiyaçların karşılanacağı düşünülür (Pines, 2003: 72). Eğer çocuk ailedeki konumuna dair sevgi dolu bir yaklaşım almadı ise kıskanç eğilimleri göstermeye daha yatkın olacaktır. Daha çocukluk döneminde kardeşle ile başlayan duygu karmaşasındaki kıskançlık, kendisinden alınan bir nesneye değil, iki insan arasındaki ilişkiye dayanıyor, bu da sevgidir (Blevis, 2010: 68).

Freud kıskançlığın kökeninde kaybetme korkusunun olduğunu ifade eder. Başarılı rakibe karşı duyulan düşmanlıktır. Hepimizin yaşadığı normal kıskançlıkta bazı mantığa uymayan öğeler bulunmaktadır. Bunun nedeni, kıskançlığın, bilinçdışının derinliklerine itilmiş olması ve çocukluk döneminde etkilendiği olayların tekrar gün yüzüne çıkmasıdır (Pines, 2003: 73). Kaybetme korkusu kıskançlığın ortaya çıkmasında önemli bir faktör olarak karsımıza çıkmaktadır. Psikolojik gelişimde kıskançlık ve haset duyguları farklı süreçlerde ortaya çıktığı görülmektedir. Kıskançlık “çocukların iki-üç yaşlarında iken, Öidipal safhadaki duygusal deneyimlerinden” kaynaklanmaktadır. Hasette ise, çocuğun ilk aylardaki yaşamından kaynaklanmaktadır (Pines, 2003). Klein’a (2014: 24) göre haset, iki kişilik bir kavramdır ve bebeğin annesiyle ilişkisi hakkındadır. Kıskançlık ise, üç kişilik bir kavramdır. Kıskançlık, anneyi ve annenin memesini alıkoyan babadan duyulan şüphe ve onunla girilen rekabet duygularını içerir. 

Hüsna Büşra Ağyar

KAYNAKÇA

Blevis, M. (2010). Kıskançlık. I. Aydın (Çev.), İstanbul: Sel Yayıncılık.

Cüceloğlu, Doğan, “Kıskançlık Doğal Bir Duygu mudur?”. İnsan İnsana programının bir bölümünden. 22 Ocak 2019. (55) Kıskançlık Doğal Bir Duygu mudur? – YouTube

Gökalp, N. (2010). Duygu ve etik. Ankara: Ebabil Yayınları.

Hill, R., Davis, P. (2000). Platonic Jealousy: A Conceptualization and Review of the Literature on Non-Romantic Pathological Jealousy. British Journal of Medical Psychology, 73 (4), 505-518

Klein, M. (2014). Haset ve şükran. O. Koçak ve Y. Erten (Çev.), İstanbul: Metis Yayınları.

Mutçalı, S., (1995). Arapça-Türkçe Sözlük, İstanbul: Dağarcık Yayınları.

Pines, A. M. (2003). Aşk ve kıskançlık. C. Yonsel (Çev.), İstanbul: Okyanus Yayınları.

Post Author: gipder

Bir Cevap Yazın