Site Loader

Yaşlılarda yaşa bağlı kronik ilerleme ile birlikte fizyolojik olmakla birlikte birçok psikolojik bilişsel değişikliklerde görülmektedir. Bunlara ek olarak stres, çevre koşulları,yakınlarının kaybı da psikolojik değişikliklere etkisi olmaktadır. Beyin gelişimini, yaratıcı beyin ve birikimli beyin olarak ikiye ayırırsak yaşlılık döneminde, yaratıcılık gerilerken birikim çok daha fazla ilerlemektedir. Yetişkinlik döneminde edinilen yaşam tecrübeleriyle yaşlılıkta olgunluk son demine ulaşır. Yaşlılar için oluşturulmuş yanlış kalıp yargılar sebebiyle onları daha fazla yalnızlığa, umutsuzluğa,mutsuzluğa sürüklemiş oluyoruz. Yapılan araştırmalarla daispatlanmış bir gerçek; ailesiyle, torunlarıyla, akranlarıyla zaman geçiren onlardan destek gören yaşlılar ailesiyle birlikte yaşayan günümüz koşullarıyla güncel konularla ilgili sosyal aktivitesi fazla olan yaşlılar bakımevlerinde yaşayan yalnız, kenara çekilmiş yaşlılara oranla çok daha umutlu, mutlu,iyimser duygulara sahip. Ayrıca demans, Alzheimer, deliryumgibi hastalıklara yakalanma riski oranları çok daha düşüktür(Eyüboğlu, Şişli, & Kartal, 3)

Aktif yaşam şeklinin; yaşlılara moral yönünden katkı sağladığı görülmektedir. Bu etken yaşlı bireyin saygınlık, kendine güven, işe yarama duygusu, yaşam kalitesi ve problemlerle baş etme gibi alanları pozitif yönde etkilemektedir. Sosyal destek ile yaşam doyumu arasında pozitif korelasyon mevcuttur (Karakaş & Durmaz, 2017). Sosyal desteklere ek olarak yaşlılık döneminde yaşanan fizyolojik, psikolojik değişiklikler akranlarıyla yapılan grup terapileriyle; eşi,çocukları ile yapılan aile terapileriyle bu değişimlerinin etkisini en az tehditle atlatılmasına yardımcı olunabilir. Yaşlılık zor bir dönem ancak psikososyal destek ne kadar iyi sağlanırsa bu zor dönemde yaşanan sorunlar o kadar sağlıklı şekilde atlatılır.

Bu dönemde sinirlilik, işe yaramama düşüncesi, çaresizlik duygusu, öz güven kaybı, kendini çevreden soyutlama gibi olumsuz durumların yaşanmasının sebepleri; Başkalarınınyardımına ihtiyaç duyma, ölüm-yalnızlık korkusu, yeniliklere uyum sağlayamama, eskiye takılıp kalma, yaşlılığı kabullenememe gibi psikolojik durumlardan ötürü olabilir(Ağar, 2020). Bunlara ek olarak emekliliğe ayrılma, hatırlamada güçlük, bedensel güçsüzlük, hareketlerde yavaşlama, cildin kırışması gibi durumlar da gösterilebilir. Bu durum kişiliklerini de olumsuz etkilemektedir. Sonraki yaşamlarında agresif, suratı asık, iyimserlikten-özgecilikten uzak, yaşamdan tat alma gücü az, şükran duygusu olmayan depresif kişiler olmaktadırlar. Bu durumdan kurtulmanın yollarından biri; yaşamın diğer dönemlerinde olduğu gibi sosyal anlamda var olmalarının desteklenmesi, kendilerini yararlı hissetmeleri, kişiler arası ilişkilerinin sürdürülmesi, olumlu duygulanımlarının geliştirilmesi en birincil amaç olmalıdır. Sönük alıcı konumun değil, canlı ve verici rollerin pekiştirilmesi, bu olumsuz durumdan kurtulmanın yollarındandır. Bu nedenle bu durumun sosyal çevre tarafından da kabul edilebilir olması için gelişimler yapılmalı, var olan davranış ve düşüncelerin buna göre düzenlenmesi sağlanmalıdır (Öztürk, 2016).

Yaşlılık döneminde görülen ruhsal bozukluklar; depresyon, demans, ölüm korkusu, uyku bozuklukları, anksiyete bozukluklarını sayabiliriz. Depresyon, özellikle yukarıda saydığımız psikolojik, fizyolojik değişikliklerden kaynaklı başlıca görülen bir rahatsızlıktır. Ancak geçmiş yaşamında atlatılmayan sorunlar, genetik faktörler, zorlu yaşam, düşük ekonomi de yaşlılıkta depresyona yakalanma riskini arttıran faktörlerdendir. Yetişkinlikteki depresyondan çok daha hassas olmayı zorunlu kılmaktadır. Ancak yetişkinlerde görülme sıklığından daha düşüktür. Deliryum, bilişsel yetilerde ani kayıp olarak tanımlanabilir. Yetişkinlere oranla yaşlılarda görülme sıklığı daha fazladır. Demans, ilerleme oranı hızlı bir hastalıktır. Kognitif bölgede yetersizliğin görüldüğü bir sorundur. Demans’ın sık görülen türü Alzheimer’dır. Alzheimer en çok yıkıma neden olan ölüm riski taşıyan hastalıklardandır. Yaşlılarda ölüm korkusu, yaşlılığın son evre olduğunu düşünmeleri yanlış stereotipiler nedeniyle ölüme gerçekten çok yakın olduklarını düşünürler. Yaşlılarda Uyku bozuklukları, geceleri sık uyanma fizyolojik hastalıklar sebebiyle uykusuzluk uykuda konuşma, olduğu yerde uyuyakalma bu bozukluk türlerinden birkaçıdır. Bu dönemde görülen bir diğer ruhsal bozukluk ise Anksiyetedir. Kadınlarda görülme sıklığı fazladır. Stresli hayat, yalnız kalma, kronik rahatsızlıkların görülmesi bu duruma neden olan faktörlerdendir (Ağar, 2020).Elbette yaşlılarımızda yaşanan ruhsal problemleri atlatmasında destek olmalı, anlamalı, bu sorunların yaşanmasından onları korumalı ve süreci iyi yönetmelerinde yardımcı olmalıyız. 

İnsanoğlu doğduğu günden itibaren yaşlanmaya başlar. Yaşlanma, yaşamın bize bir getirisidir. Bunu kabul edip yerinde kararlara daha kolay varabiliriz. Bilgi, tecrübe, hoşgörü, sabır yaşlanma da psikolojinin olumlu getirilerindendir. Yaşlanma da akıl belirginliği gençlik dönemine göre daha belirgindir. Yaşlılık bir hastalık değil. Yaşamın bir evresidir. Yaşlılar yaşadığı dönemin farkına vararak yaşamalı, yaşama sevincini hiç kaybetmemelidir.

                                                                                                                                             GİZEM YETİM

Kaynakça

Ağar, A. (2020). Yaşlılarda Ortaya Çıkan Psikolojik Değişiklikler. Geriatrik Bilimler, 75-80.

Eyüboğlu, C., Şişli, Z., & Kartal, M. (3). Yaşam Döngüsünde Yaşlılığın Psikolojik. turkishfamilyphyscian, 1.

Karakaş, S. A., & Durmaz, H. (2017). YAŞLILIK DÖNEMİ PSİKOLOJİK ÖZELLİKLERİ VE MORAL. Kocatepe Tıp , 32-36.

Öztürk, M. (2016). Yaşlıda ruh sağlığını koruma-pozitif psikoloji ve müdahale yöntemleri. Ege Tıp , 19-25.

 

Post Author: gipder

One Reply to “Yaşlanma Sürecinde Psikoloji”

Bir Cevap Yazın