Site Loader

Deprem, yer aldığı coğrafyada oluşturduğu yapısal yıkımın yanı sıra insanların yaşamlarını derinden sarsma ve ciddi psikolojik etkiler yaratma gücüne sahip bir doğa felaketidir (Nakajima, 2012). Şiddeti ne olursa olsun deprem, hepimizi olumsuz etkileyen, sonuçlarını öngöremediğimiz, bundan dolayı da korkumuzu tetikleyen bir olaydır.

Seismophobia, Yunanca kökenli bir kelime olup dilimize deprem fobisi olarak çevrilmiştir. Seismophobia, “seismo” (deprem) ve “phobia” (fobi) kelimelerinin birleşimidir. Deprem fobisi sanılanın aksine kişinin kendisi için korktuğu bir durum değil, ailesi ve yakın çevresini kaybetme korkusudur. Bu yüzden deprem fobisi, ölüm ve kaybetme fobisiyle ilişkilendirilebilir. Depremin kendisinden değil, sonuçlarından, sevdiğimiz insanları kaybetme ihtimalinden korkarız. Bu korkumuzu en çok tetikleyen belirsizliktir. Depremin ne zaman, ne büyüklükte olacağını tahmin edememektir. 

Deprem gibi yaşamı tehdit eden beklenmedik olaylar karşısında, insan beyni, anında iki tür tepki verir: Bunlardan ilki tehlikenin değerlendirmesini yapmak ve ikincisi ise tehditten korunmaktır (Nakajima, 2012). Tehdit, “savaş ya da kaç” yanıtını ortaya çıkarır. Tehlikeden kurtulmak için ortaya çıkan bir dizi fizyolojik değişim sonucu, kalp atımı ve soluk alıp verme hızının artması, kas gerginliği, korku, şaşkınlık içinde olanlara inanamama hali, uyuşma hissi, terleme, titreme ve bulantı bulguları ortaya çıkabilir (Nakajima, 2012). Tehdit ortadan kalktıktan sonra, yaşanılan zorlu sürecin, insanın duygu ve düşünce dünyasına yaptığı etkiyle baş etme süreci başlar. 

Deprem sonrası psikolojik reaksiyonlar arasında konfüzyon, korku, keder, suçluluk ve öfke gibi güçlü zihinsel ve duygusal durumlara rastlanabilir. Uyku ve odaklanma sorunları ortaya çıkabilir. Yaşananlar zihinde sürekli canlanabilir (Nakajima, 2012). İnsanların büyük bir çoğunluğu birkaç hafta içinde yeni duruma alışır, zorluklarla başa çıkabilirken, bazı insanlar bu süreç çok uzun zaman alabilir. Bu duruma, Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) denir. Travma sonrası stres bozukluğu tablosunda, travmayaratan asıl olayın sürekli olarak zihinde ve rüyalarda canlanması, travmayı anımsatan uyaranlardan kaçınma, duygusal küntleşme, yaşama yönelik umutsuzluk, uyuyamama, öfke ve huzursuzluk bulgularına rastlanır. Tanı için bu bulguların bir aydan daha uzun süre devam ediyor olması, sosyal yaşam, iş yaşamı ve diğer uğraşılarda ciddi bozulmalara yol açması kriterleri aranır (Nakajima, 2012). 

Her insanın travmayla başa çıkma yöntemi farklıdır. Kişinin yaşam biçimi ve karakterine uygun yöntemler belirlenmelidir. Depremin hemen sonrasında yapılacak psikolojik yardımda kişiye, yaşadıklarını ve duygularını rahatça belirtme olanağı vermek, zihinsel ve bedensel rahatlama ve dinlenmeye olanak sağlamak, ulaşabildiği yakınlarının yardımını istemesi için cesaretlendirmek, travmanın yaratabileceği duygusal sorunlar konusunda aydınlatıcı bilgiler sunmak önemlidir (Nakajima, 2012). Deprem sürecini yaşayan kişiye, konuşması için baskı yapılmamalıdır. Duygu ve düşüncelerini istediği ve hazır olduğu zaman paylaşabileceğini bilmesi, kişiyi rahatlatacaktır. Konuşulduğunda, kişinin anlattıklarını yorumlamaktan olabildiğince kaçınılmalıdır. Travma sonrası stresten dolayı dikkat ve odaklanma sorunları olabileceğinden, araba kullanmak, yemek yapmak gibi dikkat gerektirecek aktiviteler sırasında özen gösterilmesi gerekecektir. Dengeli beslenme, uyku düzenini oluşturma, beynin oksijen kaynağını arttırmaya yönelik egzersizler yapılabilir. Rutine hayata tam olarak geri dönülmese de günlük yaşamı düzene koyan aktiviteler yapmaya çalışmak yararlı olabilir. Ayrıca günlük tutmak, duygu ve düşünceleri dışa vurmak açısından iyi olmakla beraber kişinin yaşadığı iç dünyasını daha sonra üzerinde olumlu değişimler yapılabilecek somut bir zemin yaratacaktır. 

Yukarıda söz edilen yöntemlere rağmen kişi, iki haftayı geçen bir süreden sonra hâlâ çok yoğun korku ve keder yaşıyorsa, günlük yaşama geri dönmekte zorlanıyorsa, kendisine veya etrafa zarar verme riski taşıyorsa, profesyonel destek sağlanması düşünülmelidir (Nakajima, 2012). Doktorlar, akıl sağlığı uzmanları (psikiyatristler, psikologlar ve sosyal hizmet uzmanları), destek için başvurulacak profesyonellerdir. Tedavinin amacı kişiye, stresle ve söz konusu olduğu takdirde matemle başa çıkma becerilerini kazandırmak olmalıdır. Uygun görülen durumlarda, ilaç tedavisi gerekebilir (Nakajima, 2012).

 Deprem, kişinin yaşamını her anlamda tehdit eden önemli bir stres unsuru olduğundan, tepki olarak ciddi sorunlar yaratır. Deprem felaketini sıkça yaşayan ülkemizde, insanların deprem konusunda bilinçlenmesi, gerekirse profesyonel destek alabilmesi, toplum sağlığı açısından önemlidir.

ESRA ŞAHİN

 

 

 

KAYNAKÇA

Nakajima, Ş. (2012). Deprem ve sonrası psikolojisi.Okmeydanı Tıp Dergisi 28 (Ek sayı 2), 150-155. doi:10.5222/otd.supp2.2012.150

NP İstanbul Beyin Hastanesi (2021, 30 Ocak). Deprem korkusunu neler tetikliyor.https://npistanbul.com/deprem-korkusunu-neler-tetikliyorErişim Tarihi: 13 Ağustos 2021

Olesen, J., (2015). Fear of earthquakes phobia – Seismophobia. Fearof.net, https://www.fearof.net/fear-of-earthquakes-phobia-seismophobia/ Erişim Tarihi: 10 Ağustos 2021

Post Author: gipder

Bir Cevap Yazın