GERÇEK KENDİLİK VE SAHTE KENDİLİK
Kendilik (self) psikolojisi Heinz Kohut tarafından geliştirilen psikanalitik bir kuramdır. İnsanın bebeklikten başlayan ruhsal gelişimine narsizm boyutundan bakar. Kohut’un teorisine göre kendilik gelişimi (selfin gelişimi) iki kutuplu narsistik (özsevisel) bir süreçtir. Birinci kutupta, çocukta gelişmekte olan becerilerin anne ya da bakıcı tarafından empatik ve sempatik olarak karşılanması, kabul edilmesi, çocuğun ‘’ben mükemmelim ve sen beni benimsiyorsun’’ duygusu edinmesi vardır. Bu süreçte sağlıklı bir öz değer duygusu gelişecek, teşhirci narsisizm olgunlaşacak, yaşamı güdüleyici hırslar, tutkular ve amaçlar edinilecektir. Kendiliğin diğer kutupta gelişiminde çocuğun anne babadan en az birini (ki bu çoğunlukla babadır) idealize ederek onunla birleşme duygusuna girmesi bulunur. İdealize edilmiş ebeveyn imgesi çocuğa ‘’sen mükemmelsin, ben de senin parçanım’’ duygusu kazandırarak yüceltilmiş kendilik gelişimine neden olur. Bu duygu çocuğun kendi benliğini geliştirirken, zamanla babanın hata ve eksikliklerinin fark edilmesi ile ilişkide hayal kırıklıkları yaşanacaktır. Yaşanan hayal kırıklığı çocuğun üstesinden gelebileceği düzeyde ise yüceltilmiş kendilik olgunlaşır. Hayal kırıklığı çok şiddetli olursa kendiliğin narsistik gelişimi zedelenir. Bu durumda ise çevreden gelen tehditlere karşı, bütünlüğünü koruyabilmek için “kendi olmak” yerine “tepki vermeye” başlar. Böylelikle gerçek kendilik geri çekilir ve sahte kendilik patolojik anlamda ön plana geçer.
Kendiliğin iç yüzünü oldukça derinlemesine ele almış olan psikanalist Donald W. Winnicott ise kendiliğin iki halinden bahseder: Gerçek kendilik ve sahte kendilik. Gerçek kendilik kişinin arzularını, duygularını, özgün özelliklerini kapsayan; kişinin tüm bunların farkında olduğu ve hepsini bir bütün olarak kabul ederek yaşantının değişen durumlarına karşın işlevsel bir şekilde uyum sağlayabilmesine alan açan bir yapıdır. Öte yandan sahte kendilik, çevrenin onayı ve beğenisi üzerinden şekillenen bir yapıdır. Sahte kendilik, kişinin kendiyle temas kuramaması, kendine yabancılaşması ve dış odaklı bir kendiliğin gelişimini kapsamaktadır. Winnicott’ın deyimiyle sahte kendiliğin patolojik hali, “kalbe geçirilmiş bir kılıf” gibidir. Winnicott sahte kendiliği 5 seviyede tanımlar: En ileri seviyede patolojik olarak kabul edilen olan sahte kendilik durumunda gerçek kendilik tamamen gizlenmiş haldedir yani kişi çevresi ile ancak onların istekleri, beğenileri ve onaylarını almak amaçlı bir tutum ile ilişki kurar. Bu noktada kişi, gerçek kendiliği ile bir bağlantı halinde değildir. Orta seviyelere ilerledikçe sahte kendilik ile gerçek kendilik yer yer bir denge tutturmaya çalışırken, en sağlıklı seviyede artık sahte kendilik yalnızca kişinin sosyal ortamlarda nazik ve uygun bir üslup ile hareket etmesini sağlayacak işlevsel bir haldedir. Yani Winnicott’a göre aslında herkesin bir sahte kendiliği vardır; ancak bu sahte kendilik, gerçek kendilik ile uyumlu olduğu sürece sağlıklı kabul edilmektedir. Son olarak sağlıksız sahte kendilik kendini nasıl belli etmektedir buna değinecek olursak bu konuda bazı etmenler söz konusudur : Sahte kendiliği ön planda olan kişiler yoğun bir “boşluk” hissi tarif ederler. Bu boşluk hissi kişinin hayattan ne istediğini, önceliklerini bilememesi; kendine yabancılaşmış olması ile tariflenir. Bir başka nokta ise kişinin özgünlüğünü keşfedememiş ve kendisine bakım veren kişilerle özdeşleşmiş yani “onlar gibi” olması durumudur. Öte yandan kendi arzularının farkında olmaksızın yalnızca çevreye uyum sağlamaya çalışıyor olmak da sağlıksız bir sahte kendiliğin sinyallerinden biri olarak düşünülebilir.
HÜMEYRA ADIM
KAYNAKÇA
Yaşantı Psikoloji
https://www.antalyapsikiyatrist.com/makaleler/kendilik-psikolojisi
Bir yanıt yazın