Çalınan Sessizlikler: Dürtülerin Gölgesinde Bir Yolculuk
İnsanın en büyük sınavlarından biri, kendi içinden yükselen dürtülere karşı koyabilmesidir. Kleptomani, tam da bu sınavın en dramatik örneklerinden biridir: İhtiyacı olmadığı hâlde bir nesneyi eline almak, saklamak, sonra o eşyanın ağırlığından utanmak… İşte bu paradoksal döngü, bazı insanların hayatlarını gölgeler. Çalınan bir nesne, aslında çalınan bir duygunun, bastırılan bir öfkenin, kapanmamış bir yaranın sembolüdür.
Çalma eyleminin öncesinde artan gerginlik, kalbin hızla çarpması, ellerin terlemesi… Ve tam o anda yasak olana uzanmak, bilinçdışından gelen güçlü bir fısıltıya boyun eğmek. O an yaşanan kısa süreli haz, ardından ise suçluluk, pişmanlık ve kendinden nefret. Bu kısır döngü, kişiyi sürekli aynı kapana sürükler.
Toplumda görülme oranı %0.6 civarında olsa da, utanma ve saklama eğilimi nedeniyle gerçek yaygınlığının çok daha fazla olduğu düşünülmektedir.
Klinik Özellikler ve Vaka Örnekleri
Kleptomaninin en çarpıcı yanı, kişinin çalma eyleminden maddi bir kazanç sağlamamasıdır. Çalınan nesneler kimi zaman bir tokadır, kimi zaman bir masa örtüsü ya da basit bir sakız. Değersizliğine rağmen bu nesneler, kişinin içsel boşluğunu bir süreliğine dolduran semboller hâline gelir.
Trabzon’da yaşayan 48 yaşındaki bir kadın, çocuklukta babasının ani kaybının ardından başladığı çalma davranışlarını yıllar boyunca gizlemiştir. Ergenlik döneminde arkadaşlarının eşyalarını çalmış, ilerleyen yıllarda ise komşularından küçük ev eşyaları almıştır. Her defasında suçlulukla yüzleşmiş, bazen bayılmalar yaşamış, bazen çaldıklarını gizlice geri bırakmıştır. Onun hikâyesinde, kayıplar ve reddedilmişlik duygusu, kleptomaninin zeminini hazırlamıştır.
Bir başka vaka, 35 yaşında, muhasebecilik yapan bir kadına aittir. Bir marketten alışveriş yaparken tüm pahalı ürünlerin parasını ödemiş, fakat cebine küçük bir badem yağı ve iki cilt maskesi koymuştur. İfadesinde, “istemeden yaptım, kendimi tutamadım” demiştir. Daha önce deprem ve ailevi sorunlar nedeniyle depresyon tedavisi almış olan bu kadın, kleptomaninin genellikle ruhsal travmaların ardından ortaya çıktığını bir kez daha göstermektedir.
Benzer şekilde, annesinin ölümünden sonra küçük eşyalar çalmaya başlayan bir ev hanımı, zamanla bu dürtünün önüne geçememiştir. Çaldığı şeylerin değeri önemsiz olsa da, bu davranış ona geçici bir rahatlama sağlamıştır. Ancak yakalandığında hissettiği utanç ve suçluluk, yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürmüştür.
Klinik Özellikler
Bu tür hikâyeler, bozukluğun tek başına değil, çoğu zaman depresyon, obsesif kompulsif bozukluk veya anksiyete ile iç içe olduğunu gösterir. Çoğu hasta utanma nedeniyle bu yakınmalarını gizler, doktora başvurduğunda ise aslında depresyon, kaygı ya da başka sorunlar için yardım istemektedir. Çalma dürtüsünü anlatmak, kişinin en büyük korkusudur: damgalanma.
Tedavi Yaklaşımları
Kleptomaninin tedavisi çoğu zaman sancılı ve uzun bir yolculuktur.
- Bilişsel Davranışçı Terapi: kişiye dürtü geldiğinde nasıl baş edebileceğini öğretir, maruz bırakma ve tepki önleme teknikleriyle çalma davranışını kırmaya çalışır.
- İlaç Tedavileri: Özellikle serotonin sistemi üzerinde etkili antidepresanlar (fluoksetin gibi), duygudurum dengeleyiciler ve son yıllarda opioid antagonistleri (naltrekson) umut verici bulunmuştur.
- Psikodinamik Terapiler: Daha çok davranışın kökenine, yani çocuklukta yaşanan kayıplara, ihmal ve reddedilmişlik duygularına odaklanır.
Ancak her yöntemin ortak noktası; tedavi, sabır ve güven üzerine kurulu uzun bir yolculuk olmasıdır.
Kleptomani, yalnızca bir “çalma hastalığı” değil, ruhun derin yaralarının dışavurumudur. Kaybedilen bir sevgi, bastırılan bir öfke, telafi edilmeye çalışılan bir boşluk… Bütün bunlar, kişinin bilinç dışında şekillenir ve küçük bir nesneyi çalmaya zorlar.
Küçük bir nesnenin çalınmasıyla başlayan bu öyküler, aslında ruhun derin yaralarını anlatır. Çalınan bir toka, bir örtü, bir sakız… Belki de bir kaybın, bir sevgisizliğin, bir öfkenin yansımasıdır. İnsan bazen eline aldığı eşyayla değil, içine dolduramadığı boşlukla sınanır. Ve bu boşluğu doldurmanın yolu, suçlulukla değil; anlayışla, destekle ve doğru tedaviyle mümkündür.
Kaynakça:
- Hocaoğlu, Ç., & Tosun, A. F. (2018). Az bilinen bir konu “Kleptomani”: Bir olgu sunumu. Klinik Tıp Bilimleri Dergisi, 6(1), 31–34.
http://www.kliniktipdergisi.com - Kandemir, F., Büken, B., Büken, E., & Erkol, Z. (2014). Kleptomani (Çalma Deliliği)’ye yol açan faktörler ve ceza sorumluluğu’nun değerlendirilmesi. Düzce Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Dergisi, 4(2), 21–24.
https://dergipark.org.tr/tr/pub/duzcesbed/issue/23799/253671 - Çalıyurt, O., & Tamam, L. (2009). Kleptomanide tedavi seçenekleri. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 1(1), 1–10.
https://www.cappsy.org/archives/vol1/
Feyza Nur Nalbant


Bir yanıt yazın