Bağlanma Stillerinin İlişkilerimiz Üzerindeki Etkisi

Bağlanma kuramı, insanların başka insanlarla ilişkilerinin gelişmesinde büyük rol oynar.
Bağlanma kavramı, başka insanlarla güçlü duygusal bağlar kurma eğiliminin nedenlerini açıklama konusunda bizlere yol gösterir. Duygusal bağ kurma bebeklikte başlar ve yeni doğanların yaşamlarını sürdürebilmeleri için gerekli ve gelişimsel açıdan işlevsel olan bağlanma sistemini ifade eder. Bebekler, bakımverenleri ile aralarındaki fiziksel yakınlığı güçlü tutarak çevreden gelebilecek tehlikelere karşı korunmuş olurlar. Bağlanan birey, seçerek bağlandığı kişi ile bir arada olmak ister. Seçilen kişi güçlü ve aynı zamanda kaygı giderici olmalıdır.

Bebek için dış dünyayı algılamakta çok önemli olan üç duyu olan dokunma, görme ve işitme arasında dokunma öne çıkar. Bebekler, bağlanma sistemleri sayesinde çevrelerini keşfeder. Zamanla oturan bu bağlanma kavramı, bebeğin çevre ile ilişkisine göre negatif ya da pozitif olarak devam edebilir.

Bağlanmanın işlevleri bebeğin davranışlarında açıkça görülmektedir. Bağlanma kişisine yakınlık arayışı, bebek herhangi bir nedenle sıkıntıda olduğunda ya da korktuğunda özellikle belirginleşir. Bakıcı, böyle zamanlarda bebeğin rahatlamak ve kendisini yeniden güvende hissetmek için geri dönebildiği bir güvence üssü işlevi görür. Dahası, bakıcı; bebeğin keşif gibi bağlanma dışı davranışlara girebilmek için zaman zaman ayrılıp geri döndüğü güvenli bir sığınak işlevi de görür.

Bowlby’ye göre yakınlığı koruma (yakınlık kurma çabasını ve ayrılık protestosunu da içerecek biçimde), güvenli üs ve güvence üssü bağlanmanın üç tanımlayıcı özelliği olup bağlanma ilişkisinin üç temel işlevidir.

Bağlanma kuramının niteliğini değerlendirmek amacıyla yapılan çeşitli deneyler sonucunda, bağlanma stillerinin genel hatlarıyla üç ana örüntüsü olduğu keşfedilmiştir. Bunlar; güvenli bağlanma, kaygılı bağlanma ve kaçıngan bağlanma olarak isimlendirilmiştir.

1. Güvenli Bağlanma:
Bebeklerin yakınlığı koruma, rahatlık arama ve bakıcıyı keşif için güvence üssü olarak kullanma yeteneği görülmüştür. Bebekler, anneleri odayı terk ettiğinde huzursuz olmuş, geri döndüğünde ise rahatlamıştır.

2. Kaygılı Bağlanma:
Bebekler kaygılı ve kızgın ruh hâllerine girmişlerdir.

3. Kaçınmacı/Kaçıngan Bağlanma:
Bebekler ayrılıklardan etkilenmez ya da huzursuz olmaz görünmüş, bakıcıları ile temastan kaçınmış ve dikkatlerini oyuncaklarına odaklamış görünmüşlerdir.

Korkulu Bağlanma:
Hem yakınlıktan korku hem de reddedilme kaygısı yaşarlar. Davranışları tutarsız ve belirsiz olabilir.

Bu zihinsel modellerin kişilik gelişimini düzenlediğine ve sonraki sosyal davranışlara rehberlik ettiğine inanılmaktadır. Güvenli bağlanma stiline sahip kişiler, kendilerini arkadaş canlısı, iyi huylu ve sevimli; sevdiklerini ise genel olarak iyi niyetli, güvenilir ve itimat edilir olarak gösteren zihinsel modeller geliştirme eğilimindedir. Kaygılı bağlanma stili sergileyenler ise kendilerini yanlış anlaşılmış, güvenilmez ve takdir edilmeyen; sevdiklerini ise genellikle güvenilmez ve kalıcı ilişkilere kendilerini adamaya isteksiz veya yeteneksiz olarak gösteren modeller geliştirme eğilimindedir. Kaçıngan bağlanma stiline sahip olanlar ise kendilerini şüpheci, mesafeli ve kuşkucu; sevdiklerini ise temelde güvenilmez veya ilişkilere kendilerini adamaya aşırı istekli olarak gösteren modeller geliştirirler. Giderek artan sayıda deneysel araştırma, yetişkinlerde bu zihinsel modellerin varlığını belgelemiştir.

Bağlanma Stilleri ve İlişkiler

Genel olarak, güvenli bağlanma stiline sahip bireylerin arkadaşlık, aile ve iş ilişkilerinde daha sağlıklı ve tatmin edici bağlar kurduğu; kaygılı ve kaçıngan bağlanma stillerinin ise güvensizlik, iletişim sorunları ve duygusal zorluklara neden olduğu görülmektedir. Akademik çalışmalar, bağlanma stilinin yalnızca kişisel ilişkileri değil, bireyin sosyal hayata katılımını ve genel psikolojik iyi oluşunu da doğrudan etkilediğini ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, terapi, sağlıklı sosyal çevreler ve duygusal farkındalık yoluyla bireylerin bağlanma stillerinde zamanla olumlu değişiklikler yaşanabileceği de belirtilmektedir. Araştırmalar, çocuklukta oluşan bu bağlanma örüntülerinin yetişkinlikteki sosyal bağlılık ve psikolojik iyi oluş üzerinde belirleyici olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte, sağlıklı sosyal etkileşimler, duygusal farkındalık ve terapötik müdahaleler yoluyla bağlanma stilinin zaman içinde daha güvenli bir hâle gelebileceği de vurgulanmaktadır.

Bağlanma stillerinin, tabii ki romantik ilişkilerde de izlerinin görülmesi oldukça doğaldır. Özellikle iki insanın bir araya gelmesiyle oluşan romantik ilişkilerde bağlanma stillerinin önemini sıkça görürüz. Örneğin, güvenli bağlanma stiline sahip bir bireyin romantik partnerine olan yaklaşımı daha sağlıklı ve korkusuzken; kaygılı bağlanma stiline sahip bir bireyin daha korku temelli ve daha öfkeli olduğu durumları gözlemlemek mümkündür.

Genel olarak literatüre bakıldığında, bebek ile bakımveren/anne arasındaki temas, ilgi, güvenli bir alan olarak görme ve sevgi hissiyatı kavramlarının, zamanında yapılmış birçok çalışma sonucunda üç; bazı çalışmalarda ise dört bağlanma stiline neden olduğundan bahsedilmektedir. Kısaca, bebeklik döneminde bakımverenimiz ile aramızda oluşan bağın türü; çocukluk döneminde oluşan arkadaş seçimlerimizi, sosyal çevremizi ve aile yapımızı etkilerken, ileriki dönemlerde arkadaş seçimlerimizi ve hatta romantik ilişkilerimizi de oldukça etkilediğini gözlemlemekteyiz.

Peki sizce bizler bağlanma stillerimize uygun partnerler mi arıyoruz, yoksa bağlanma stillerimiz sayesinde mi “uygun partner” kavramımız oluşuyor?

Kaynakça:

  • Ainsworth, M. D. S., & Bowlby, J. (1991). An ethological approach to personality development. American Psychologist, 46(4), 333–341. https://doi.org/10.1037/0003-066X.46.4.333
  • Arslan, C., & Yiğit, İ. (2018). Üniversite öğrencilerinde bağlanma stilleri ve sosyal bağlılık ilişkisi. ResearchGate. https://www.researchgate.net/publication/319499002
  • Bartholomew, K., & Horowitz, L. M. (1991). Attachment styles among young adults: A test of a four-category model. Journal of Personality and Social Psychology, 61(2), 226–244. https://doi.org/10.1037/0022-3514.61.2.226
  • Çelik, S., & Odacı, H. (2021). Bağlanma stilleri ile sosyal bağlılık arasındaki ilişkiler: Üniversite öğrencileri üzerine bir çalışma. İstanbul Gedik Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 1(1), 45–62.  https://ijeass.gedik.edu.tr/tr/download/article-file/1537047
  • Demirci, İ., & Ekşi, F. (2017). Bağlanma stilleri ve kişilerarası güven ilişkisi. Dergipark. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1031500
  • Doğan, T., & Sapmaz, F. (2012). Bağlanma stilleri, duygusal zekâ ve kişilerarası iletişim. Dergipark. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/266593
  • Güleç, M., & Duy, B. (2014). Üniversite öğrencilerinde bağlanma stillerinin sosyal bağlılık ve yaşam doyumu ile ilişkisi. Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Dergisi, 5(42), 25–37.
  • Kara, B., & Şahin, E. (2023). Bağlanma stillerinin kişilerarası ilişkiler üzerindeki etkisi: Güvenli ve güvensiz bağlanma karşılaştırması. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Açık Erişim Arşivi. https://open.metu.edu.tr/handle/11511/94154
  • Mikulincer, M., & Shaver, P. R. (2016). Attachment in adulthood: Structure, dynamics, and change. The Guilford Press.

Gülberin Can

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

g

An legimus similique intellegam mel, eum nibh tollit assentior ad. Mei ei platonem inciderint.

e