Kendine İnanmanın Psikolojik Gücü
Başarının sırrı sadece yetenek değildir. En azından tek başına yetenek yeterli olmayacaktır. Başarıda asıl farkı yaratan şey, o yeteneği kullanabileceğimize dair kendimize olan inancımızın ne kadar olduğudur. Psikolojide bu durum öz yeterlik olarak adlandırılır ve hayatımızın çoğu alanında, her ne kadar belli etmese de, kendini gösterir. Kendine inanan ve kendi potansiyelinin farkında olan birey, başarıya daha da yaklaşır. Eski dönemlerde de kendini bilmenin önemi sıkça vurgulanmış, hatta Sokrates’e göre hem felsefe hem psikoloji bilimi “Kendini bil.” sözüyle başlamaktadır. Sokrates, “Evrenin arkesini (ana maddesini) bilemeyiz, hem bilsek bile bunun bize bir faydası yoktur. Fakat biz, kendimizi bilebiliriz.” demiştir (Arslanoğlu, 2005).
Kendimizi bilmek, kendimize inanmak durumunun psikolojideki karşılığı olan öz yeterlik, Albert Bandura’nın bir kuramıdır. Bandura; öz yeterliği, bireyin kendine olan inancıyla yapabileceği etkinlikleri organize edebilme ve yapabilme potansiyeli olarak ifade etmiştir (Nabavi, 2012, s. 16). En basit hâliyle, bir insanın bir görevi yerine getirebileceğine dair kişisel algısıdır diyebiliriz. Bir görev için gereken ilk adım, görev doğrultusunda bir adım atabilmektir ve ilk adımdan da önce gelen bir diğer adım, görevi yapabileceğimize dair öznel bir inancımız olmasıdır. Bandura’ya göre öz yeterliği dört kaynaktan gelen bilgiler sayesinde oluştururuz. Bu dört temel kaynak; doğrudan edindiğimiz tecrübeler, dolaylı yoldan edindiğimiz tecrübeler, sözel ikna ve fizyolojik-psikolojik durumlardır. Öz yeterlik kuramına göre insanların duyguları, düşünceleri ve motivasyonları öz yeterlik tarafından belirlenir. İşlerimizin ilerleyişinde motivasyonumuz, inancımız, duygularımız ve düşüncelerimiz olumlu olduğu müddetçe sonuçların olumlu yönde ilerlemesi ihtimali artar; ancak düşünce süreçlerimizi ve duygularımızı olumsuz yönde yönlendirdiğimizde sonucun olumsuz yönde gitmesi de yüksek ihtimal olacaktır.
Öz yeterliğimizi geliştirmek için olayları dikkatle incelemeli, geniş bir pencereden bakmalıyız. Hem olumlu hem olumsuz yönleri olan durumlarda odağımız yalnızca olumsuz kısımlarda olmamalı, olumlu yönleri düşünerek içsel motivasyonumuza başvurmalıyız. Zorlayıcı durumlar hayatta her zaman var olacağından, zorluklardan kaçınmak yerine üstesinden gelmek için elimizden gelebileceklerin farkına varmalı, yeteneklerimizi fark edip bu yetenekleri ne kadar kullanabildiğimizi görmeliyiz.
Öz yeterliği yüksek olan ve bu sayede büyük işler başaran birçok kişi elbette vardır. Ben bu yazımda, eserlerini çok sevdiğim ve somut, akılda kalıcı bir örnek olabileceğini düşündüğüm için J.K. Rowling’in kendine inancının onu başarıya götürme hikâyesinden bahsederek sonlandırmak istedim. Rowling, günümüzde birçok kişinin hayranlık duyacağı Harry Potter eserlerini yazmadan önce ve yazdığı süreçte çok zor dönemlerden geçiyormuş. Hem maddi zorluklar hem de tek başına büyüttüğü çocuğunun zorluklarının yanında, eserleri defalarca kez birçok yayınevi tarafından reddedilmiş. Yine de vazgeçmeyip tekrar tekrar deneyen Rowling’in kitabı sonunda bir yayınevi tarafından kabul edilmiş ve Rowling, kendine ve yeteneğine inanmasının sonuçlarına erişmiş. Bu örneği ve aklımıza gelebilecek diğer örnekleri de düşünerek şu sonuca varabiliriz: Dış dünyadan gelen olumsuz yanıtlara, zorlayıcı her türlü duruma rağmen içimizde bir yerlerde kendimize dair bir inancımızın olması, çoğu zaman büyük bir belirleyicidir.
Kaynakça:
Arslanoğlu, İ. (2005). Türk değerleri üzerine bir değerlendirme. Felsefe Dünyası Dergisi, 41, 64–77.
Bandura, A. (1986). The explanatory and predictive scope of self-efficacy theory. Journal of Social and Clinical Psychology, 4(3), 359–373.
Bandura, A. (1994). Self-efficacy. In V. S. Ramachandran (Ed.), Encyclopedia of human behavior (4th ed.). New York: Academic Press.
Bandura, A. (1997). Self-efficacy: The exercise of control. New York: W.H. Freeman and Company.
Bandura, A. (2001). Social cognitive theory: An agentic perspective. Annual Review of Psychology, 52, 1–26.
Bandura, A. (2006). Guide for constructing self-efficacy scales. In F. Pajares & T. Urdan (Eds.), Self-efficacy beliefs of adolescents (Vol. 5, pp. 307–337). Greenwich, CT: Information Age Publishing.
Demirci, İ., & Şar, A. H. (2017). Kendini bilme ve psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkinin incelenmesi. İnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Dergisi, 6(5), 2710–2728.
Henson, R. K. (2001). Teacher self-efficacy: Substantive implications and measurement dilemmas. Annual Meeting of the Educational Research Exchange, Texas A&M University’de sunulan bildiri.
Hiwell. (2024). Öz yeterlik nedir? Albert Bandura’nın öz yeterlik teorisi.
Kurbanoğlu, S. S. (2004). Öz-yeterlik inancı ve bilgi profesyonelleri için önemi. Bilgi Dünyası, 5(2), 137–152.
Nabavi, R. T. (2012). Bandura’s social learning theory & social cognitive learning theory (pp. 1–24).
Pajares, F. (2002). Overview of social cognitive theory and of self-efficacy.
Tatlıoğlu, S. S. (2021). Öğrenmeye sosyal-bilişsel bir bakış: Albert Bandura. Sosyoloji Notları, 5(1), 15–30.
Rüveyda Sultan Horoz


Bir yanıt yazın