Post Travmatik Büyüme: Travma Sonrası Büyüme
İnsan yaşamı boyunca pek çok farklı stresörle karşılaşmaktadır. Bu, insan olmanın doğasında vardır. Travma ise bu stresörlerin en üst düzeyidir. Kişinin bizzat kendisinin ölümle tehdit edilmesi, ölüme yaklaşma anı ya da bunlara tanıklık ettiği olaylar üzerinden tanımlanır. Travmatik yaşantılar; deprem, sel gibi doğal afetler, savaşlar, tacize veya fiziksel saldırıya uğramak, çocuklukta yaşanan istismarlar, yaşamı tehdit eden bir hastalık tanısı almak, tehlikeli bir olaya tanıklık etmek gibi kişi için oldukça zorlayıcı olan ve başa çıkma sürecini olumsuz yönde etkileyen olayları kapsamaktadır. Travmatik yaşantılar genellikle hayatın normal akışı sırasında yaşanır ve bireyin bu olaylar sonucunda baş etme mekanizmalarının devre dışı kalarak hayata yeniden adaptasyonunu olumsuz yönde etkilediği yaşantılardır. Travma esnasında kişilerin sarsıcı bir otorite tarafından çaresiz bırakıldıkları dikkat çekmektedir. Bundan yola çıkarak şunları söylemek mümkündür: Travma, insanın çaresizliği ile yüzleşme anıdır diyebiliriz. Bu yönüyle travmatik yaşantılar, insanların bir şeyleri kontrol etme, bağ kurma ve hissettiği duyguları anlamlandırma mekanizmasını yerle bir etmektedir. O hâlde psikolojik travmanın, bireylerin yaşam kalitesini düşürerek değişiklik yapmalarını zorunlu bir gereklilik hâline getirdiği ve çevrelerine uyumu yeniden düzenlemeleri gerektiği söylenebilir.
Tüm bunların yanı sıra bireyler biriciktir ve gösterdikleri tepkiler de kendilerine hastır. Yaşanan olumsuz olaya her insan aynı travmatik tepkiyi geliştirmez. Travmatik yaşantıların çok çeşitli olumsuz etkileri vardır ve bu yaşantıların fiziksel sonuçlarının yanı sıra anksiyete, depresyon belirtileri, alkol gibi sağlığa zararlı maddelere yönelme ya da daha da ağır olarak intihar ve travma sonrası stres bozukluğu gibi çeşitli psikolojik reaksiyonlar bulunmaktadır. Yapılan pek çok çalışma bizlere göstermektedir ki travmatik yaşantılar çoğu zaman ciddi derecede psikolojik strese yol açmasına rağmen, aynı zamanda travmaya maruz kalan kişilerin travma ile mücadelesi sonucunda olumlu psikolojik değişimlere de yol açmaktadır.
Shakespeare-Finch ve diğerlerinin (2003) yaptığı bir çalışmada gözlemlenen bulgu, bizleri travma sonrası büyüme kavramına götürmektedir. Travma deneyiminin insanda; önceliklerini yeniden belirleme, yaşamın anlamını sorgulama, insan ilişkilerinin iyileşmesi ve kişisel güçlenme algısı gibi önemli olumlu değişiklikler meydana getirdiği görülmüştür. Travma sonrası büyüme kavramı; kişiyi zorlayan yaşam olayları ile mücadelesi sonrası gelişen pozitif yöndeki ruhsal değişiklikler, travmatik bir olay ve olayla bağlantılı olarak gerçekleştirilen mücadele çabaları sonucunda ortaya çıkan pozitif bilişsel, duygusal ve davranışsal dönüşüm olarak tanımlanmaktadır. Bu durum ise travma sonrası stresle başa çıkmanın geliştirdiği bir savunma mekanizması olarak ele alınır. Travma sonrası büyüme, olumsuz durumdan zarar görmeyip etkilenmemeyi değil, bu olaylar neticesinde gerçekleşen olumlu değişimleri ifade etmektedir. Herkes bir şeylerden yara alır; önemli olan o yarayı hiç almamış olmak değil, onu güzelce sararak eskisinden daha iyi bir hâle getirebilmektir. Travma sonrası büyüme de tam olarak bunu yapar. Kişinin yaşadığı bu olumsuz yaşantının ardından hayata karşı daha büyük isteklilik duymasını, bireylerle daha yakın ilişkiler kurabilmesini, önceliklerini değiştirme algısını ve manevi yönden gelişimini üst düzeye taşıdığı belirtilmektedir. Travma sonrası büyüme ile ilişkili olarak, travma mağdurlarının başkalarıyla daha derin ve anlamlı ilişkiler kurmasını sağlayan şefkat ve empati düzeylerinde artış olduğu gözlemlenmiştir.
Tüm bunların yanı sıra, travmatik bir deneyim yaşamış her bireyde travma sonrası büyümenin gerçekleşmediği; travmatik deneyim yaşamanın travma sonrası büyüme için yeterli olmadığı dikkat çekmektedir. Travmatik olay dışındaki etkenler de oldukça önemlidir. Bu etkenler; kişinin bireysel özellikleri ve çevresel kaynakları olup travma sonrası büyümenin oluşması açısından önem arz etmektedir. Travmatik bir deneyim sonrası büyümenin gerçekleşebilmesi için yaşanan olayın kişi için oldukça yıkıcı olması, ancak sonrasında geliştirdiği baş etme mekanizmaları sayesinde olumlu bir dönüşüm yaşamış olması gerekmektedir.
Son olarak travma, bireyin yaşamında derinden yaralar bırakan, kişinin dünya algılayış biçimini kökünden sarsan zorlayıcı deneyimlerdir. Ancak bu olumsuz yaşantılar her zaman yıkım ve kayıpla sonuçlanmamaktadır. Bireyin yaşadığı bu acıyla yüzleşmesi, bu süreci anlamlandırması ve ardından geliştirdiği baş etme mekanizmalarıyla mücadele etmesi sonucunda travma sonrası büyüme ortaya çıkabilmektedir. Bu büyüme; kişinin kendini daha güçlü hissetmesi, yaşamın değerini daha iyi fark edebilmesi ve hayata karşı yeni bir bakış açısı geliştirmesi şeklinde kendini göstermektedir. Bazen insanı yıkan, yaralayan şey aynı zamanda onu yeniden inşa eden şey olur. Yara almak, derinden sarsılmak, inanılan bir şeyin yerle bir oluşu insani bir durumdur; yeniden biliş geliştirmek ve daha sağlam adımlarla ilerlemek ise büyümektir.
Kaynakça:
- Önder, E., & Tural, Ü. (2004). Travma sonrası stres bozukluğunda tedavi kılavuzu. Türk Psikiyatri Derneği.
- Öztürk, E. (2017). Travma ve dissosiyasyon: Dissosiyatif kimlik bozukluğunun psikoterapisi ve aile dinamikleri (1. bs.). Nobel Tıp Kitabevleri.
- Park, C. L. (1998). Stress-related growth and thriving through coping: The roles of personality and cognitive processes. Journal of Social Issues, 54(2), 267–277.
- Sargın, N., & Akdan, M. F. (2016). Sonsuz acı: Psikolojik travma. İçinde Eğitim ve psikolojiden yansımalar (ss. 5–16). Çizgi Kitabevi.
- Sarısoy, G. (2012). Travma sonrası büyümenin derecesinin ve travma sonrası büyümeyi yordayan etkenlerin meme kanseri hastalarında incelenmesi (Yayımlanmamış yüksek lisans tezi). Hacettepe Üniversitesi.
- Shakespeare-Finch, J., Smith, S., Gow, K., Embelton, G., & Baird, L. (2003). The prevalence of post-traumatic growth in emergency ambulance personnel. Traumatology, 9(1), 58–71.
- Yüksel, Ş. (2000). Felakete uyum ve ruh sağlığı. Klinik Psikiyatri, 3, 5–11.
Nisa Begüm Çevik


Bir yanıt yazın