Yalnızlık ve Saldırganlık

Yalnızlık, genel anlamıyla bireyin kendisini diğer insanlardan, toplumsal ilişkilerden veya duygusal bağlardan uzak hissetmesi durumudur. Bir başka ifadeyle yalnızlık, kişilerin niteliksel veya niceliksel olarak sosyal ilişkilerinde önemli bir eksiklikten kaynaklanan hoş olmayan bir deneyimdir. Günümüzde ise bireyler arasında kurulan ilişkilerin yüzeysel olması, teknolojinin gelişmesiyle birlikte sosyal medya kullanımının hızla artması kişileri yalnızlaşmaya sürüklemektedir. Bu etkenler dolayısıyla gelişen ve modernleşen toplumda yaşayan bir insanın en önemli ihtiyaçlarından biri olan sosyalleşme göz ardı edilerek yalnızlaşmaya kapı aralanmaktadır.

Saldırganlık; bir bireyin başka bir kişiye, canlıya veya nesneye zarar verme, incitme ya da kontrol etme amacıyla gösterdiği fiziksel, sözel veya duygusal davranış biçimidir. Saldırganlığın tanımını yapan birden fazla kuram bulunmaktadır. Bu kuramlar başlıca biyolojik kuramlar, Frustrasyon-Saldırganlık Kuramı, Sosyal Öğrenme Kuramı, bilişsel kuramlar ve Sosyal Bilgi İşleme Kuramıdır.

Biyolojik Kuram: Freud’a göre saldırganlık, insanın doğasında bulunan ölüm içgüdüsünün (Thanatos) bir dışavurumudur. Lorenz ise saldırganlığı türün devamını sağlamak için gerekli bir içgüdü olarak görür. Ayrıca Freud, bireyin saldırganlık davranışının erken çocukluk döneminde dahi var olduğunu söylemiştir.

Frustrasyon-Saldırganlık Kuramı: Bu kurama göre saldırganlık, bireyin bir hedefe ulaşmasının engellenmesi sonucu ortaya çıkar. Engellenme (frustrasyon), saldırgan davranışın temel nedenidir.

Sosyal Öğrenme Kuramı: Saldırganlık, doğuştan gelen bir özellik değil; gözlem ve taklit yoluyla öğrenilen bir davranıştır. Birey, çevresindeki saldırgan modelleri izleyerek bu davranışları benimser.

Bilişsel Kuramlar: Saldırganlık, bireyin olayları algılama ve yorumlama biçimiyle ilişkilidir. Yanlış atıflar, tehdit algısı veya öfke kontrolündeki bilişsel hatalar saldırgan davranışa yol açabilir.

Bu kuramlar ışığında saldırganlık davranışı açıklansa da günümüzde kişiler, özellikle ergenlik ve erken çocukluk dönemindeki bireyler, başkaları tarafından fark edilmeye ve ilgiyi üzerlerine çekmeye yönelik olarak bu davranışları daha sık sergileyebilmektedir.

Bu bağlamda yapılan araştırmalar incelendiğinde saldırganlığın; cinsiyet, yaş, medeni durum ve çalışma durumu gibi sosyodemografik değişkenlerle yüksek oranda ilişkili olduğu bulunmuştur. Yalnızlık durumunun bireyde öfke, stres ve sosyal izolasyon yaratarak saldırganlık davranışını artırabileceği görülmüştür.

Bu kapsamda yalnızlık ve saldırganlık, birbirlerini besleyen iki önemli psikososyal sorun olarak değerlendirilmelidir.

Kaynakça:

  • Güler, K., & Özgörüş, Z. (2021). Yetişkin bireylerde saldırganlık ve yalnızlık arasındaki ilişkinin incelenmesi. OPUS International Journal of Society Researches, 18(43), 6635-6661.
  • Özodaşık, M. (1989). Yalnızlığın çeşitli değişkenlerle ilişkisi (Atılganlık, Durumluk–Sürekli Kaygı, Depresyon ve Akademik Başarı).

Kübra Bebek

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

g

An legimus similique intellegam mel, eum nibh tollit assentior ad. Mei ei platonem inciderint.

e