Parasosyal İlişkiler
Hiç izlediğiniz bir dizi karakteriyle birlikte ağladığınızı, onun başarısıyla gerçekten gurur duyduğunuzu veya haksızlığa uğradığında sanki en yakın arkadaşınızmış gibi sinirlendiğinizi, “içimizden biri” gibi algıladığınızı fark ettiniz mi?
Gecenin karanlığında, odanızı aydınlatan tek şeyin ekranın ışığı olduğu o anları düşünün. Karakter şaka yaptığında gülümsüyor, onunla birlikte ağlıyorsunuz. Aslında hiç tanışmadığınız bir yabancı, hayatınızdaki pek çok insandan daha “tanıdık” gelmeye başlıyor. Modern medya, bizi varlığımızı dahi bilmeyen kişilerle derin sembolik bağlar kurmaya itiyor. Bu süreçte yaşanan içselleştirme o kadar güçlü ki basit bir izleme eyleminin ötesine geçerek medya kullanım süresini aşan, zamanla istikrar kazanan bir duygu ortaklığına dönüşüyor. Karakterin hissettiği bir duygu kalbimize dokunuyor ve ekrandaki o ruh hâli bir anda kendi duygumuz hâline geliveriyor.
Psikolojide parasosyal ilişki olarak tanımlanan bu olgu, izleyicilerin ekran karşısında karşılaştıkları karakterlerle kurdukları tek yönlü ve hayali bağları ifade eder. Bu ilişkinin en çekici tarafı güvenli oluşudur. Gerçek dünyadaki sosyal bağlar doğası gereği kırılgandır ve yaralanmaya açıktır. Her samimiyet beraberinde eleştirilme, yanlış anlaşılma, en nihayetinde reddedilme riskini getirir. Gerçek ilişkilerin aksine burada karşılıklılık ilkesi işlemez; kendimizi daha rahat hissederiz çünkü karakter bizi tanımaz ve yargılamaz.
Sosyal medya, parasosyal ilişkinin tek taraflı yapısını yıkmış gibi görünse de çok daha güçlü bir yakınlık hissi yaratıyor. Beğeniler, yorumlar ve küçük etkileşimler, izleyiciye karşı tarafın hayatına ulaşabildiği hissini daha derinden verebiliyor. Bir gönderi beğenisi ya da yorum yanıtı ilk bakışta bu ilişkinin tek yönlü olmadığını düşündürse de bu sadece bir yakınlık yanılsamasından ibaret. Binlerce mesaj sonrasında gelen bir beğeni ya da kısa bir dönüt, karakterin sizi gerçekten tanıdığı anlamına gelmiyor; daha çok o hayali bağın dijital bir karşılığı niteliğinde oluyor.
Ekranlarımızdaki bu bağlar ait olma ihtiyacımıza cevap mı veriyor, yoksa o ihtiyacı daha da görünür hâle mi getiriyor? Belki de her ikisi de aynı anda gerçekleşiyor. Hayatın koşuşturmacası, modern dünyanın içimize bıraktığı derin yalnızlık hissi ve birine tutunma arzusu bizi ister istemez canımızın yanmayacağı, daha az riskli limanlar aramaya itiyor. Gerçek hayatta her gün sırtımızda taşımak zorunda kaldığımız roller, sorumluluklar ve duygusal yükler bizi yordukça kendimizi savunmasız hissetmeyeceğimiz güvenli limanlar arıyoruz. Bu noktada ekran karşısına geçmek, hayatın karmaşasından kaçmak isteyen ruhumuza bir alan açıyor fakat çoğu zaman kaçtığımız şeyin sadece hayatın yükleri olmadığını görmezden geliyoruz. Belki de aradığımız liman ve izlediğimiz hayatlar, bakmaya cesaret edemediğimiz kendi içimizdeki eksikliklerin, ulaşılamamışların ve bastırılmış duyguların bir yansımasıdır. Kendinden uzaklaşan birey, ekranlardaki yüzlerde kendi parçalarını arar. Bu süreçte ekran, bir pencere olmaktan çıkarak kendi içsel boşluğumuzu yansıtan devasa bir aynaya dönüşür.
Belki de sormamız gereken soru, ekrandaki bu kişileri izlerken kendi içimizdeki hangi kırık dökük yeri onarmaya çalıştığımızdır.
Kaynakça:
- Balcı, Ş., & Demir, Y. (2018). Televizyon izleme alışkanlıklarında parasosyal etkileşim etkisi ile yalnızlık arasındaki ilişki. Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi, (47), 1399–1432.
- Orhan, S., & Taştan, N. (2019). Parasosyal ilişki kurma nedeni ve nasıl(ı): Psikolojik sağlamlık ve yaşam doyumu açısından bir inceleme. PESA Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, 5(1), 1–19.
- Oyman, M., & Akıncı, S. (2019). Sosyal medya etkileyicileri olarak vloggerlar: Z kuşağı üzerinde parasosyal ilişki, satın alma niyeti oluşturma ve YouTube davranışları açısından vloggerların incelenmesi. Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi, (32), 441–464. https://doi.org/10.31123/akil.620050
- Varol, S. F., & Tayanç, N. K. (2019). Parasosyal ilişki: Kavramsal bir çerçeve. Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi.
Sevda Küçükduman


Bir yanıt yazın