Yetişkin Otizminde Kamufle Olma
Dışarıdan bakıldığında her şey olağan görünebilir. Bir kişi iş toplantısında sunum yapabilir, arkadaş ortamında esprilere gülebilir ya da iletişim sırasında göz teması kurabilir. Ancak bu uyumlu davranışların arkasında dışarıdan fark edilmeyen yoğun bir zihinsel çaba vardır: Göz temasının kaç saniye sürmesi gerektiğini hesaplamak, yüz ifadelerini ortama göre bilinçli bir şekilde ayarlamak, konuşmadan önce diyalogları zihinde prova etmek ve bedenin rahatlama ihtiyacını bastırmak…
Yetişkin otizminde sıkça karşılaşılan ve sürekli bir kontrol gerektiren bu duruma literatürde genel bir çatı terim olarak “kamufle olma” (camouflaging) adı verilir.
Topluma Uyum Sağlama Çabası: Kamuflaj Stratejileri
Kamufle olma, otistik bireylerin, otistik olmayan (nörotipik) dünyaya uyum sağlamak için doğal özelliklerini gizlemesi veya sosyal beklentileri karşılamak amacıyla ekstra bir çaba göstermesidir. Bilimsel araştırmalar, bireylerin toplumda kabul görmek için uyguladıkları kamuflajı üç ana alt başlıkta inceler:
Maskeleme (Masking): Kişinin otistik özelliklerini ve doğal tepkilerini bilinçli olarak bastırmasıdır. Örneğin, kişi çevresel uyaranlardan dolayı büyük bir rahatsızlık hissetse bile bunu belli etmez. Sinir sistemini yatıştıran ve stresi azaltan sallanma veya el çırpma (stimming) gibi tekrarlayıcı bedensel hareketleri başkalarının yanında saklar.
Telafi Etme (Compensation): Sosyal etkileşim doğal bir akışta gelişmediğinde, kişinin bu kuralları zihinsel olarak kodlayıp yapay yollarla açığı kapatmasıdır. Karşısındaki kişinin gözüne bakmak fiziksel bir rahatsızlık verse de, burnuna ya da iki kaşının arasına bakarak göz teması kuruyormuş izlenimi yaratır. Hangi durumda nasıl tepki verileceği, mimikler ve ses tonu televizyon programlarından kopyalanarak uygulanır.
Zoraki Uyum (Assimilation): Kişinin gruptan dışlanmamak adına, aslında hiç rahat hissetmediği, ilgisini çekmeyen veya onu duyusal olarak yoran bir ortama ayak uydurmaya çalışmasıdır. Diğerleriyle kaynaşmak için kendi sınırlarını zorlayarak o grubun bir parçasıymış gibi davranır.
Kamuflaj Bir Tercih mi?
Çoğu zaman kamufle olmanın bilinçli bir tercih veya başkalarını memnun etme alışkanlığı olduğu düşünülür. Ancak araştırmalar, bunun aslında bir seçim yanılgısı olduğunu gösterir. Bireyler bu davranışı isteyerek değil, toplumun kuralları ve beklentileri nedeniyle yapmak zorunda kalırlar.
Farklı iletişim biçimlerinin yadırgandığı ve genel normlara uymayan davranışların eleştirildiği ya da dışlandığı durumlarda, kamufle olma bir korunma yöntemine dönüşür. Birey; okulda, iş yerinde veya ikili ilişkilerde kendini güvende hissetmek ve toplumsal olarak damgalanmamak için kendi doğal özelliklerinden ödün verir. Yani bu davranış, kişiyi eleştirilerden ve dışlanmaktan koruyan bir savunma mekanizmasıdır.
Cinsiyet Farklılıkları ve Kadınlarda Kamuflaj
Kamufle olma davranışı otistik kadınlarda erkeklere oranla daha sık görülür. Araştırmalar, cinsiyetler arasında bu konuda belirgin farklar olduğunu ve otistik kadınların otistik özelliklerini daha yüksek oranda gizlediklerini göstermektedir.
Bunun temel sebebi nörolojik değil, toplumsal beklentilerdir. Toplumun kız çocuklarından uyumlu, kibar ve sosyal iletişimde başarılı olmaları yönündeki beklentisi daha yüksektir. Bu baskı, otistik kız çocuklarının farklılıklarını çok erken yaşlarda gizlemeyi öğrenmelerine neden olur. Erkek çocuklarının sosyal beceri eksiklikleri toplum tarafından daha kolay tolere edilebilirken, kız çocuklarından sürekli bir uyum beklenir.
Bu yoğun kamuflaj çabasının kadınlar üzerindeki etkileri şunlardır:
Gecikmiş Teşhisler: Kadınların otistik özellikleri dışarıdan iyi kamufle edildiği için uzmanlar tarafından bile fark edilmeyebilir. Birçok otistik kadın ancak yetişkinlikte, bu kamuflajı sürdüremeyecek kadar yoğun bir tükenmişlik yaşadıktan sonra teşhis alabilmektedir.
Yetersizlik Hissi: Yıllarca asıl durumu bilmeden yaşamak, kişinin “Herkes hayatı bu kadar kolay yaşarken ben neden zorlanıyorum?” sorusunu sormasına ve kendisinde derin bir yetersizlik hissi geliştirmesine yol açar.
Otistik bireylerin dışarıdan uyumlu görünen bu davranışları, aslında kendi ihtiyaçlarını ve sınırlarını sürekli olarak göz ardı etmelerinden kaynaklanır.
Kamuflajın Sonuçları: Otistik Tükenmişlik
Sürekli olarak toplumun beklentilerine göre davranmak, yoğun bir odaklanma ve kontrol gerektirdiği için kişiyi aşırı derecede yorar. Dışarıdan oldukça sosyal ve uyumlu görünen bir kişi, gün sonunda konuşamayacak veya temel fiziksel ihtiyaçlarını karşılayamayacak kadar enerji kaybı yaşayabilir. Araştırmalarda sıkça belirtilen bu durum literatürde “otistik tükenmişlik (autistic burnout)” olarak adlandırılır.
Kamufle olmanın etkisi sadece fiziksel yorgunlukla sınırlı kalmaz. Sosyal ortamlarda hata yapma kaygısı ile sürekli dikkatli davranmak, bireyde anksiyete (kaygı bozukluğu) ve depresyon riskini artırır. Bir diğer önemli sonuç ise kimlik karmaşasıdır. Yıllarca çevreye uyum sağlamak ve beklenen tepkileri vermek için kendi sınırlarını zorlayan bireyler, zamanla kendi doğal özelliklerinden uzaklaşabilir ve “Gerçek ben kimim? Doğal halim nasıl?” sorusuyla baş başa kalabilir.
Toplumsal Sorumluluk: Ne Yapmalıyız?
Otizmli bireylere doğrudan “kendin ol” demek gerçekçi bir çözüm değildir. Bireyler, bulundukları ortamda yargılanmayacaklarından ve dışlanmayacaklarından emin olmadıkları sürece doğal davranışlarını sergilemeyi tercih etmezler.
Otistik bireylerin sürekli olarak toplum genelinin normlarına uymak zorunda hissetmesi, kişisel bir iletişim probleminden ziyade toplumun yeterince kapsayıcı olmadığını gösterir. Çözüm, toplumun farklılıklara karşı daha anlayışlı olmasıdır. Farklı iletişim tarzlarına saygı göstermek, konuşurken göz teması kurmayan birini yadırgamamak, rahatlatıcı tekrarlayıcı hareketleri garipsememek ve duyusal hassasiyetlere (ışık, sese karşı duyarlılık vb.) alan açmak herkesin toplumsal sorumluluğudur. Bireyler ancak güvende hissettikleri ortamlarda kendi doğal halleriyle var olabilirler.
Sosyal kamuflaj dışarıdan fark edilmeyebilir ancak ruh sağlığı üzerindeki etkileri oldukça ciddidir. Bir kişinin dışarıdan tamamen uyumlu görünmesi, zihinsel olarak rahat olduğu anlamına gelmez. Bu nedenle otizmli bireyleri anlamaya çalışırken, sadece sergiledikleri sosyal becerilerin değil, arka planda yaşadıkları yorgunluğun da fark edilmesi gerekir. Özetle, toplum tarafından kabul görmek amacıyla yapılan bu zorunlu uyum çabası, bireyler üzerinde uzun vadeli ve yıpratıcı etkilere sahiptir.
Kaynakça:
- Bradley, L., et al. (2021). Autistic Adults’ Experiences of Camouflaging and Its Perceived Impact on Mental Health.
- Hull, L., et al. (2020). Gender differences in self-reported camouflaging in autistic and non-autistic adults.
- Hull, L., et al. (2017). “Putting on My Best Normal”: Social Camouflaging in Adults with Autism Spectrum Conditions.
- Pearson, A., & Rose, K. (2021). A Conceptual Analysis of Autistic Masking: Understanding the Narrative of Stigma and the Illusion of Choice.
Klinik Psikolog Derin Su Demir


Bir yanıt yazın