Bedenin Alarm Butonu: Panik Anı

Bazen hiç konuşmadan bedeninizin ne kadar çabuk tepki verdiğini fark ettiniz mi? Arkadaşınla kahve içerken, sunum yaparken, yolda yürürken… Bir anda içimizde “Ne oluyor?” diye düşünürüz. İşte bu anlarda bedenimiz bize bir şey söylemeye çalışır.

Beden konuşmadan bize birçok şey söyler; panik anı da bunun en belirgin hâlidir. Panik anı, gerçekte hiçbir tehlike yokken bedenin bir anda alarm moduna geçmesidir. Günlük hayatta birçok kişi bu anda “kalp krizi geçiriyorum, öleceğim” diye düşünür. Oysa çoğu zaman gerçek bir tehlike yoktur; fakat beden, sanki tehlike varmış gibi harekete geçer.

Kalp ritmi hızlanır, nefes almak zorlaşır, başı dönmesi yaşanabilir; avuç içleri terler, ellerde ve ayaklarda uyuşma hissi oluşur. Bir anda sıcak basması ya da üşüme gibi belirtiler ortaya çıkar.

Peki hiç böyle bir an yaşadınız mı? Kalbinizin hızla çarptığını, nefesinizin kesildiğini… Ortada hiçbir tehlike yokken bedeninizin bir anda alarm moduna geçtiğini hissettiniz mi?

Çoğu zaman kişinin yaşadığı gerçek bir tehlike değildir. Bedenin yanlış verdiği bir alarmdır. Çoğu zaman bunun nedeni ise yoğun endişe, korku ve kişinin yaşadığı strestir.

Panik anında fizyolojik belirtiler ortaya çıkar. Kişi korkmaya devam ettikçe belirtiler (kalp hızlanması, nefes almada zorluk, baş dönmesi…) daha fazla artmaya devam eder. Belirtiler artmaya devam ettikçe de ‘kişi acaba kötü bir şey mi oluyor?’ diye düşünmeye başlar. Bu düşünce kişinin daha fazla korkmasına neden olur ve beden daha fazla tepki verir. Kişi bedenin verdiği tepkileri tehlike olarak yorumladıkça panik anı yürüyen bir çığa dönüşür.

Panik anının temelinde gerçek bir tehdit olmamasına rağmen bedenin verdiği yanlış alarm sistemi kişiyi stresli bir ana sokar.

Bu anlarda çoğu kişi ne yapacağını bilmez; oysa bedenin verdiği tepkiyi fark etmek, onunla baş etmenin ilk adımıdır. Panik anında aşağıdaki adımları uygulamak durumu daha iyi yönetmemize yardımcı olur:

1. Adını koyun: İçinizden “Bu bir panik atak, tehlikeli değil, geçecek” deyin.

2. Nefesi yavaşlatın: Burnunuzdan dört sayıda alın, bir sayı bekleyin, ağzınızdan altı sayıda verin; bunu birkaç dakika sürdürün.

3. Duyularınıza dönün: Gördüğünüz beş şeyi, dokunabildiğiniz dört şeyi ve duyduğunuz üç sesi sırayla sayın.

4. Kaslarınızı gevşetin: Omuzlarınızı kulaklarınıza doğru kaldırıp beş saniye sıkın, sonra bırakın; ellerinizle de aynısını yapın.

5. Yerinizde kalın: Güvenli bir ortamdaysanız kaçmayın; oturabileceğiniz bir yer bulun ve atağın azalmasını bekleyin.

6. Soğukla uyarın: Bazı kişilerde yüze soğuk su çarpmak ya da avuçta buz tutmak bedensel alarmı hızla yatıştırır.

7. Sonrasında nazik olun: Atak geçince kısa bir mola verin, su için ve yaşadıklarınızı kendinizi suçlamadan not edin.

Son olarak; bu ve benzeri durumlar çoğu kişinin başına gelebilir. Önemli olan kriz anını iyi yönetebilmektir.

 Viktor Frankl’a atfedilen bir ifadeyle:

“Uyaran ile tepki arasında bir boşluk vardır; o boşlukta özgürlüğümüz ve gücümüz bulunur.”

Kaynakça:

•    Paralı, H., & Karaaziz, M. (2025). PANİK BOZUKLUK VE BDT ÜZERİNE DERLEME: BİR OLGU SUNUMU. Sosyal ve Beşeri Bilimler Dergisi, 17(1), 1-26. https://doi.org/10.55978/sobiadsbd.1327896

•    Kuru, E., Özdemir, İ., & Bilgiç, A. B. (2022). Panik Bozukluğu Olan Bireylerde Kişilik Özellikleri ve Bilişsel Özelliklerin Değerlendirilmesi: Klinik ve Sağlıklı Grupların Karşılaştırılması. Aksaray Üniversitesi Tıp Bilimleri Dergisi, 3(2), 6-12. https://izlik.org/JA27PH88JE

  • Psikiyatri Rehberi Editör Ekibi. (2026). Panik Atak Anında Ne Yapmalı? Adım Adım Sakinleşme Yolları. Psikiyatri Rehberi.

    Sıla Nacar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

g

An legimus similique intellegam mel, eum nibh tollit assentior ad. Mei ei platonem inciderint.

e