Pasif Agresif Kişilik Bozukluğu

Pasif agresif kişilik bozukluğu, bireyin duygularını ve düşüncelerini doğrudan ifade edememesi ve bunun yerine dolaylı, genellikle olumsuz ve yıkıcı yollarla ifade etmesiyle karakterize edilen bir kişilik bozukluğudur.

Bu kişiler yaşadıkları duyguları açıkça göstermek yerine, farklı şekillerde dışa vururlar. Surat asmak, somurtmak, küsme davranışları sergilemek gibi tutumlar sıklıkla görülür. “Sana bir şey mi oldu?” sorusuna genellikle “Yok bir şey” cevabını verirler; ancak durumun bariz şekilde farklı olduğu anlaşılır. Bu kişiler, size karşı gizli bir cephe almış gibi davranırlar fakat bunu açıkça ifade etmez, hatta inkar ederler. Her şey yolundaymış gibi görünerek, arka planda tam tersi davranışlar sergileyen bu kişiler, pasif agresif kişilik yapısına sahip bireylerdir.

NEDENLERİ

  • Çocuklukta yaşanan olumsuz deneyimler: Travmatik yaşantılar, bireyin duygularını sağlıklı şekilde ifade edememesine ve pasif agresif davranışlarla dışa vurmasına neden olabilir.
  • Aile içi ilişkiler: Şiddet ve çatışmanın hâkim olduğu aile ortamlarında yetişen bireyler, pasif agresif davranışları modelleyerek öğrenebilirler.
  • Kişilik özellikleri: Utangaçlık, çekingenlik, özgüven eksikliği gibi özellikler, pasif agresif davranışlara zemin hazırlayabilir.

PASİF AGRESİF KİŞİLERİ NASIL TANIRSINIZ?

Pasif agresif kişilik yapısına sahip bireylerin bazı ortak davranış kalıpları vardır:

  • Duygu ve düşüncelerini doğrudan ifade etmezler. Özellikle olumsuz düşüncelerini açıkça dile getiremezler. “Hayır” demekte zorlanırlar. İstenen şeyi açıkça reddedemez, ancak bir şekilde yerine getirmezler.
  • Tartışmalardan kaçınırlar. Bu durumun iki nedeni vardır: Tartışmalardan uzak durmak istemeleri ve çocuklukta çatışmalara karşı engellenmiş olmaları. Bu nedenle, tartışma ve çatışma becerileri gelişmemiştir.
  • Öfke ve saldırganlıklarını doğrudan değil, dolaylı yollarla ifade ederler. Kendilerini haksızlığa uğramış ya da yanlış anlaşılmış hissettiklerinde, bu duygularını pasif yollarla dışa vururlar.
  • Sorumluluklarını başkalarına yüklerler. Suçluluk duygusundan kaçmak için sürekli bahane üretir ve suçu başkalarına atarlar.
  • İnatçıdırlar. Çoğu zaman karşı çıkmak için karşı çıkarlar. Kararlarının arkasında güçlü bir gerekçe yoktur.
  • Alıngandırlar. Küçük şeylere bile alınabilirler. Tavsiyeleri kişisel saldırı olarak algılayabilirler. En sık kullandıkları savunma mekanizmaları sessizlik ve yok saymadır.
  • Onaylanma ve övgüye yoğun ihtiyaç duyarlar. Bu nedenle insanlara yardım etmeyi ve bir şeyler vermeyi severler; bu davranışlar onaylanma ihtiyaçlarını karşılar.

PASİF AGRESİF KİŞİLERE NASIL YAKLAŞMALISINIZ?

  • Onların kendilerini güvende hissedecekleri bir ortam sağlayın. Bu, düşüncelerini daha açık ifade etmelerini sağlar.
  • Fikirlerine ve kişiliklerine değer verdiğinizi gösterin.
  • Açık ve net bir iletişim dili kullanın. Sınırları ve kuralları net belirleyin.
  • “Sen” dili yerine “ben” dili kullanarak suçlayıcı değil, anlayışlı bir yaklaşım benimseyin.
  • Sakin, kibar ve sevecen bir dil kullanmaya özen gösterin. Kibirli ve buyurgan bir tutum, öfke ve dirençle karşılık bulabilir.

PASİF AGRESİF KİŞİLERLE İLİŞKİ İÇİNDEYKEN KAÇINILMASI GEREKENLER

Pasif agresif kişilerle özel ya da resmi bir ilişki içindeyken:

  • Onları görmezden gelmekten,
  • Aşağılamaktan,
  • Kişiliğine saldırmak ya da tüm hatalarını yüzüne vurmak gibi davranışlardan,
  • Durumu kişiselleştirmekten,
  • Sizi misillemeye çekseler bile onların saldırılarına aynı şekilde karşılık vermekten,
  • Sürekli eleştirmekten ve otoriter, ebeveyn gibi davranmaktan kaçının.

TEDAVİ YÖNTEMLERİ

Pasif agresif kişilik bozukluğunun tedavisinde psikoterapi en etkili yöntemdir. Tedavinin temel amacı, bireyin duygu ve düşüncelerini sağlıklı biçimde ifade etmesini sağlamaktır. Ayrıca çocukluk dönemindeki olumsuz deneyimler de ele alınır.

Uygulanabilecek terapi yöntemleri:

  • Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT): Olumsuz düşünce ve davranış kalıplarını değiştirmeyi amaçlar.
  • Psikodinamik Terapi: Kişinin geçmiş yaşantılarını ve çocukluk dönemindeki deneyimlerinin kişilik gelişimine etkilerini ele alır.
  • EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme): Travmaların neden olduğu olumsuz duyguların işlenmesini ve etkisinin azaltılmasını sağlar.

Kaynakça:

Zeynep Nur Seylan

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

g

An legimus similique intellegam mel, eum nibh tollit assentior ad. Mei ei platonem inciderint.

e