Gülümseyen Yüzlerin Ardındaki Depresyon; YaşlılardaYalnızlık ve Depresyon
Yaşlılık, hayatın en güzel dönemlerinden biri olsa da çoğu zaman yalnızlık ve depresyon gibi karanlık bulutlarla kaplanabiliyor. Bir zamanlar hayatının merkezinde olan bireyler, yaşın ilerlemesiyle birlikte kendilerini yalnız, yararsız ve anlamsız hissedebiliyorlar. Bu yazımızda yaşlılıkta yalnızlığın ve depresyonun nedenlerini, etkilerini ve çözümlerini ele alacağız.
Bireyler, yaşamlarının sonlarına doğru biyopsikososyal olarak bazı değişimler ve sorunlar yaşayabilirler. Yaşlı insanlar, akraba, arkadaş kaybı ve sağlık sorunları gibi meselelerle genç insanlara göre daha fazla karşılaşacaklardır. Bu tür durumlar beraberinde yalnızlık ve izolasyonu getirecektir. Ayrıca yaşlı bireylerin biyolojik açıdan vücudun birçok sisteminde ve fonksiyonlarında azalmalar, bilişsel düzeyde gerilemeler yaşaması, sosyolojik boyutlarda ise eş, iş, statü kaybı yaşaması; bunun yanında psikolojik olarak yalnız, kaygılı, geleceğe dair umutsuz ve karamsar olması oldukça olağandır. Daha psikofizyolojik açıdan bakarsak, daha hafif bilişsel bozukluğu olan bireyler engellerini gizlemek için diğer insanlarla birlikte olmaktan kaçınabilirler. Bu da hasta yaşlı bireyi yalnızlığa sürükler. Tüm bu değişikliklerle baş edemediğinde ise yaşlılarda ruhsal bozukluklar olabilir. En sık gözlenen ruhsal bozukluklar; majör depresyon, demans ve deliryumdur. Yaşlılarda yalnızlık durumu, birçok hastalığa ya da ruhsal açıdan rahatsızlıklara yakalanmakta bir dezavantajdır. Örneğin, yapılan araştırmalarda eşin yitirilmesinden sonraki özellikle 2 yıl belirgin depresif özellikler gözlenebileceği, iki yılın sonunda yasta olan yaşlı bireylerin %14’ünün majör depresyona yakalanabilecekleri belirtilmektedir. Ayrıca dul bireylerin depresyon sıklığı %46 olarak ölçülürken, evli olanların ise %15 olarak saptanmıştır. Başka bir araştırmada, evde tek yaşayan bekar ve dul kişilerin depresyon riski evli olanlara kıyasla 4,72 kat daha fazla olduğu bulunmuştur. Sonuç olarak, sosyal ve psikolojik açıdan yalnızlık, yaşlı kimselerin depresyona girebilmesinde bir etken olabilmektedir.
Yaşlılık çağı depresyonunun gelişiminde çok çeşitli faktörlerin rol oynadığı bilinmektedir. Etiyolojik faktörler arasında psikososyal nedenler, yaşlılık döneminde sıklığı artan bedensel hastalıklar ve kullanılan ilaçlar ile yine bu dönemde yaşlılığa bağlı fizyolojik değişiklikler ve bedensel hastalıklar sonrasında ortaya çıkabilen nörokimyasal ya da nöroendokrin değişiklikler sayılabilir. Bu dönemde çeşitli fizyolojik ya da bazı nörolojik hastalıkların artmasıyla beraber, yaşlı bireylerin depresyon riski de artmaktadır. Örneğin, yaşlılıkta en sık görülen hastalıklardan biri demanstır. Bu da günlük görevleri bağımsız olarak yerine getirme yeteneğinin azalması ve iletişim güçlükleri ile artan hafıza kaybına neden olur. Sağlıklı yaşlı insanlarla karşılaştırıldığında, demans hastaları yeni durumlara uyum sağlamayı ve hatayı telafi etmeyi daha zor bulmuşlardır. Bu sorunlar aynı zamanda anlamlı ve güvenli temasların eksikliğine yol açar, bu da yalnızlığa ve sosyal topluluktan çekilmeye yol açar. (Demanslı hastalarda depresyon geliştirme ve görülme sıklığı %50 civarındadır.) Ayrıca Parkinson hastalığı, adrenal ve tiroit işlev bozuklukları, felçler, kanserler ve nörodejeneratif hastalıkların doğrudan depresyona yol açtıkları unutulmamalıdır. Pankreas ve akciğer kanseri gibi hastalıkların ilk belirtisi genelde depresyon olmaktadır. Bu hastalıkların dışında; Alzheimer hastalığı, multiple skleroz, Wilson hastalığı, Pick hastalığı, endokrinolojik hastalıklar, enfeksiyonlar, metabolik bozukluklar gibi çeşitli hastalıklar da yaşlılarda depresyon riskini artırıyor.
Bunların dışında belirli bazı ilaçların kullanımı ve oluşacak yan etki, yaşlılarda fizyolojik ve biyolojik olarak diğer insanlardan farklı olacağından, ilaç kullanımına dikkat edilmelidir. Çünkü ilacın emilimi ve dağılımı, yetişkin ve genç insanlarda olduğu gibi olmayacaktır. İşte depresyona yol açan bazı tıbbi ilaçlar:
- Amfetamin
- Antipsikotik ilaçlar (uzun süreli kullanım)
- Antihipertansif ilaçlar (klonidin, diüretikler, guanetidin, metildopa, propranolol, rezerpin)
- Benzodiazepin kullanımı (uzun süreli kullanım)
- Fenobarbital
- İndometazin
- Simetidin
- Digoksin
- Disülfiram
- L-dopa
- Sedatifler (barbitüratlar ve benzodiazepinler)
- Steroidler / ACTH
Peki, tedavi yöntemleri nelerdir?
Yaşlılarda depresyonun tedavisi ve önlenmesi için her ne kadar kişinin mental ve fiziksel sağlığı ilaçlarla düzeltilmeye çalışılsa da, ruhsal yönden desteklenmesi yani terapiler sağlanması önemlidir. Yapılan kontrollü çalışmalar, kognitif, psikodinamik ve davranışsal tedavilerin genç depresif hastalarda görülen etkilere benzer etkiler gösterdiklerini ortaya koymuştur. Psikoterapötik hedef, daha genç hastalarda görülenlerden farklı olabilir. Özellikle yaşlılarda sık görülen kayıplar (yas, fiziksel sağlık, ekonomik sorunlar vs.) ve yaklaşan ölüm korkusu üzerine yoğunlaşılır. Yaşlının yaşamı boş görme ve işe yaramazlık konuları üzerinde durulmalıdır. Terapi ile tedavilerin dışında, sosyalleşebilmeleri için onları sosyal etkinliklere veya gönüllülük projelerine dahil edebiliriz. Yalnızlık hissinden kurtulmaları için aile desteğinin ve birliğinin sağlanması, ek olarak yaşlıların sorunlarına dikkat çekmek için toplumsal farkındalık oluşturulması da önemlidir. Özetle, yaşlılarda yalnızlık ve depresyonun önlenmesi ve tedavi edilmesi için ailelerin, sağlık çalışanlarının ve toplumun tüm kesimlerinin duyarlı olması gerekmektedir. Sosyal destek programları, psikolojik danışmanlık hizmetleri ve teknolojik çözümler bu konuda önemli rol oynamaktadır.
Yaşlılarımızın yalnızlık ve depresyonla mücadele etmelerine hep birlikte yardımcı olabiliriz. Unutmayalım ki, en küçük bir ilgi bile onların yaşamlarına büyük bir anlam katabilir.
Kaynakça:
- Tamam, L., & Öner, S. (2001). Yaşlılık çağı depresyonları. Demans Dergisi, 1(2), 50–60.
- Holmén, K., & Furukawa, H. (2002). Loneliness, health and social network among elderly people—a follow-up study. Archives of Gerontology and Geriatrics, 35(3), 261–274. https://doi.org/10.1016/S0167-4943(02)00049-4
- Özen Çınar, İ., & Kartal, A. (2008). Yaşlılarda depresif belirtiler ve sosyodemografik özellikler ile ilişkisi. TAF Preventive Medicine Bulletin, 7(5), 399–406. https://doi.org/10.5455/pmb.20080715011700
- Eker, E., & Noyan, A. (2004). Yaşlıda depresyon ve tedavisi. Klinik Psikiyatri Dergisi, 2, 75–83. http://www.klinikpsikiyatri.org/archives/archive-detail/article-preview/yalida-depresyon-ve-tedavisi/6090
Beyza Nur Akbulut


Bir yanıt yazın