DEPERSONALİZASYON: KENDİNE YABANCILAŞMA
Her şey, her yer ne kadar da kalabalık ve birbirine girmiş bir vaziyette. Peki, ben neden bu kadar yabancıyım kendime?
Her şey, her yer neden bu kadar karmaşık ve tuhaf? Karmaşık olan ben miyim?
Belki de…
Kendine yabancılaşma (depersonalizasyon), bireyin kendisini adeta dışarıdan gözlemliyormuş gibi hissetmesi veya kendinden kopmuş olması anlamına gelir. Bireyler bu süreçte kendilerini sanki dışarıdan izleyen bir gözlemci gibi hissettiklerini, yaşamlarında, düşüncelerinde ve davranışlarında bir kontrollerinin olmadığını ifade ederler. Depersonalizasyon durumlarına eşlik edebilen derealizasyon ise kişinin içinde bulunduğu ortama yabancılaşması anlamına gelir
Panik atak ve kaygı durumlarında sıklıkla görülen belirtilerden biri olarak karşımıza çıkan depersonalizasyon ve derealizasyon, kişilere akıllarını kaybettiklerini düşündürterek dehşete düşürebilir. Bireyler, yoğun stres durumlarında, travma anlarında, kaygı ya da panik atak sırasında vücutlarını sanki kendi vücutları değilmiş gibi hissedebilirler. Adeta kendilerine karşı yabancılaşmışlardır ve kendilerini dışarıdan izliyorlardır. Elleri, kolları ve bacakları sanki kendilerine ait değilmiş gibi gelir.
Derealizasyon durumlarında ise aileleri ve en yakın arkadaşları bile kişiye bir yabancıymış gibi gelebilir. Bireyler, kendilerini bulundukları ortamdan ve ortamdaki insanlardan kopmuş, sanki gerçek dışı bir rüyada ya da bir filmdeymiş gibi hissederler. Yaşanan bu durumlar kişiye korkutucu gelebilir ve bu deneyimlerin varlığı bile başlı başına travmatik olabilir.
Bu durumlar, panik, kaygı ve yoğun stres kaynaklıysa genellikle kısa süreli ve geçicidir. Ancak bu belirtiler, bazı nörolojik problemler (örneğin epilepsi, bazı beyin tümörleri) ve ağır psikiyatrik bozukluklar nedeniyle de ortaya çıkabilmektedir.
Nörolojik bir problemin veya ağır psikiyatrik bozuklukların olmadığı durumlarda, kendine yabancılaşmanın arka planına baktığımızda, duygusal olarak kaldırmakta zorlanacağımız bir yükle karşılaştığımızda ya da baş etmekte zorlanacağımız bir travma veya stres durumu yaşadığımızda, beynimiz bunu yaşamsal bir tehdit olarak algılar ve bizi korumak için sistemi kapatır. Adeta bizi bizden korumak için, kendimize ve çevremize yabancılaşır.
Bu savunma mekanizmasının varlığından haberdar olmak, panik, kaygı ve yoğun stres durumlarına bağlı olarak ortaya çıkan depersonalizasyonu anlamakta koruyucu bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır.
Şermin Yaşar, Söyleme Bilmesinler kitabında şöyle der:
“Olduğum yerde olmak istemiyorum ama olduğum yerden çıkıp gidemiyorum da.”
Kendine yabancılaşan bireyler tam olarak böyle hisseder.
Gidilen yerlere ve kendimize yabancıysak, gerçekten gidilecek bir yer kalıyor mu bizlere?
Bunu bir düşünelim, olur mu?
Kaynakça:
- Amerikan Psikiyatri Birliği, (2013). Ruhsal bozuklukların tanısal ve sayımsal el kitabı (DSM-5), Tanı ölçütleri başvuru el kitabı. (Çev. E. Köroğlu). Ankara: Hekimler Yayın Birliği.
Beyza Kuruçay


Bir yanıt yazın