Başarı Korkusu ve Sabotaj Davranışları

Başarı nedir?

Başarı, Türk Dil Kurumu’na göre “istenilen bir sonuca ulaşma, muvaffakiyet” olarak tanımlanır. Bireyin belirli bir hedefe ulaşması, bir problemi çözmesi ya da bir görevi etkili biçimde tamamlaması başarı olarak kabul edilir. Peki, başarı gerçekten herkes için olumlu bir deneyim midir? Bazı bireyler, başarıyı sadece ödüller ve takdirle ilişkilendirmekle kalmaz; aynı zamanda başarıya ulaşmanın getirdiği artan sorumluluklar ve toplum tarafından yüklenen daha yüksek beklentilerden duydukları kaygıyı da hissederler. İşte bu noktada, başarı korkusu devreye girer.

Başarı Korkusu nedir?

“Başarı korkusu” terimi, ilk kez 1970’lerde Amerikalı psikolog Matina S. Horner tarafından tanımlanmış ve literatüre kazandırılmıştır. Horner (1972), başarı korkusunu, “bireylerin başarıya ulaşmayı arzulamalarına rağmen, başarılı olduklarında olası sosyal ve kişisel dezavantajlarla (örneğin, dışlanma, yalnızlık, toplumsal normlara aykırı olma) karşılaşacakları korkusu nedeniyle başarıdan kaçınmaları” olarak tanımlamaktadır.

Başarı korkusu bazen kişinin kendi potansiyelini gerçekleştirmesini engelleyebilir. İnsanlar başarılı olduklarında üzerlerinde daha fazla beklenti olacağından endişe duyabilir. Örneğin, bir öğrenci bir projede çok iyi bir sunum yaptığında, öğretmeni ve arkadaşları ondan hep aynı düzeyde performans bekleyebilir. Bu durum öğrenciye baskı yaratır ve bir sonraki sunumda aynı başarıyı gösterememe korkusuyla hazırlanmaktan kaçınabilir. Oysa başarı, her zaman mükemmel olmak değil; denemeye devam etmek ve gelişmek demektir.

Kendini Sabote Etmek

Başarı korkusu, bireylerin gerçek potansiyellerini ortaya koymalarını engellemektedir ve bu durum, başarıya ulaşmaktan kaçınan bireylerin kendilerine sabotaj uygulamalarına yol açmaktadır.

Sabotaj, bir şeyi bilinçli olarak bozmak, engellemek veya zarar vermek amacıyla yapılan kasıtlı eylemlerdir. Kendini sabote etmek ise bireyin kendi başarı, mutluluk ya da hedeflerine ulaşmasını bilinçli veya bilinçdışı şekilde engellemesidir. Kendini sabotaj kavramı ilk kez 1978 yılında Edward E. Jones ve Steven Berglas tarafından kullanılmıştır. Jones ve Berglas (1978), kendini sabotajı, bireylerin başarılarını engelleyerek başarısızlıklarını başka faktörlere atfetmeleri olarak tanımlamışlardır. Bu durum çoğu zaman kişinin potansiyeline rağmen başarısızlık yaşamasına yol açar. Kendini sabotaj davranışları birçok biçimde kendini gösterebilir. Bu sabotaj türlerinden bazıları şunlardır:

  • Erteleme
  • Mükemmeliyetçilik
  • Aşırı kaygı
  • Yetersizlik duygusu
  • Olumsuz düşünceler

Başarı Korkusuyla Mücadele

  • Korkunun kaynağını anlamak
  • Ulaşılabilir hedefler belirlemek
  • Mükemmeliyetçiliğin üstesinden gelmek
  • Kaygı yönetimi teknikleri kullanmak
  • Destek almak

Başarı korkusu, birçok kişinin karşılaştığı bir durumdur ve kişide endişe ile tedirginlik yaratabilir. Çoğunlukla yüksek beklentiler veya mükemmeliyetçilikten kaynaklanır. Bu korkuyu aşmanın yolu, öncelikle hata yapmanın normal ve gelişimin bir parçası olduğunu kabul etmekten geçer. Hatalar, başarısızlık değil, deneyim kazanmak ve öğrenmek için fırsatlardır. Başarı korkusu bazen bizi hedeflerimizden uzaklaştırır ve harekete geçmemizi engeller. Bu durumda, büyük adımlar atmak yerine küçük, yönetilebilir hedeflerle ilerlemek, hem süreci kolaylaştırır hem de kendimize olan güvenimizi artırır. Böylelikle, başarı yolunda bilinçli ya da bilinçsiz şekilde kendimizi engellemekten kurtulabiliriz.

Kaynakça :

Meryem Sıla Atasoy

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

g

An legimus similique intellegam mel, eum nibh tollit assentior ad. Mei ei platonem inciderint.

e