Duygu Odaklı Terapi
Psikolojik sıkıntıların birçoğu, duygularımız, düşüncelerimiz ve davranışlarımızdan etkilenen sıkıntılardır. Bilişsel davranışçı terapi gibi diğer davranışçı terapiler, davranışlara ve davranışların değiştirilmesine odaklı çalışan terapi ekolleridir. Duygu odaklı terapi ise duyguların davranışlar üzerindeki etkisine ve duyguların önemine değinerek bu alanda çalışmalar yapmaktadır. Bu yaklaşım, birey merkezli terapi, Gestalt terapi ve duygu kuramlarının senteziyle şekillendirilmiştir. Leslie Greenberg, Sue Johnson ve meslektaşları tarafından geliştirilen duygu odaklı terapi; depresyon, travma, evlilik sorunları, yeme bozuklukları, anksiyete bozuklukları ve kişiler arası problemler gibi pek çok alanda etkin bir şekilde kullanılabilen yeni bir psikoterapi yaklaşımıdır (Greenberg, 2011).
Duygu odaklı terapinin teorik çerçevesini oluşturan kuramların başında birey odaklı terapi yer alır. Birey odaklı terapi, psikolojik sorunların nedenini “benlik kavramı” ve “deneyim” arasındaki uyumsuzlukla açıklar. Yine bu kurama göre insan yaşamının en temel amacı olan “kendini gerçekleştirme” sayesinde birey güvenilir, inanılır ve yapıcı hale gelir. Duygu odaklı terapi de bireyin büyüme ve gelişme eğilimi olduğu görüşündedir. Ancak birey odaklı terapiden farklı olarak kendini gerçekleştirme kavramı yerine, insanların kendilerini çevreye uyarlayarak kazandıkları yaşamsal beceriler ile hayatlarını sürdürdükleri görüşünü benimsemiştir (Greenberg, 2016). Duygu odaklı terapi; empati, saydamlık, şartsız olumlu kabul gibi temel terapötik araçları birey merkezli yaklaşımdan almış ve bunları danışanların içselleştirdikleri değer ya da değersizlik algılarını düzenlemek için kullanmıştır.
Varoluşçuluk kuramı, duygu odaklı terapinin temelindeki bir diğer kuramdır. Duygu odaklı terapi, varoluşçuların kaygı ve seçim yapma kapasitesine olan inancını benimser ve bunu terapinin odak noktalarından biri haline getirir (Greenberg, 2016). Gestalt terapi de duygu odaklı terapinin teorik arka planını etkileyen bir diğer terapi yaklaşımıdır. Ayrıca, değişimin sağlanması için terapinin merkezine duygusal değişimin yerleştirilmesi gerektiğini savunan duygu odaklı terapi, modern duygu kuramını benimser.
Duygu odaklı terapinin temel kavramlarının başında tahmin edilebileceği gibi duygu gelir. Duygular, düşüncelerden farklı olarak kendi kimyasal ve fizyolojik temeli olan ve beyinde konuşulan özgün bir dildir. Duygu odaklı terapide danışanlar öğrenci, danışmanlar ise duygu koçu olarak kabul edilir (Greenberg, 2002). Danışanlarının deneyimlerinin farkına varabilmeleri, fark ettiklerini kabullenmeleri ve anlamlandırmaları koçların temel görevidir (Greenberg, 2006). Duygu şemaları; duygusal anılar, umutlar, beklentiler ve korkular gibi bireysel yaşantılardan meydana gelen, bireyin yaşantılarını şekillendiren içsel tepkilerin ana kaynağıdır (Greenberg, 2002). Duygunun yoğunluğunun, yeni olup olmadığının ve o duyguya yol açan etmenlerin incelenmesine duygu değerlendirmesi denir.
Duygu odaklı terapide 3 çeşit duygu vardır: birincil duygular, ikincil duygular ve araçsal duygular. Birincil duygular, terapide ortaya çıkarılmaya çalışılan, başka bir duyguya indirgenemeyen duygulardır. Bazıları işlevseldir, bazıları işlevsel değildir. İşlevsel olmayan duygular, sağlıksız ve kurtulmak istenilen duygulardır. İkincil duygular ise birincil bir his veya düşünceye verilen yanıtlar veya bunlara karşı gerçekleştirilen savunmalardır. Bu duygular, birincil duyguların engellenmesi sonucu oluşur ve işlevsel duyguların akışını engeller (Greenberg, 2002). Diğer insanların düşünceleri, hisleri ve davranışları üzerinde etkinlik kurmak için sergilenen duygular ise araçsal duygular olarak adlandırılır. Bu duygular, bireyin başkasına istediklerini yaptırabilmek için kullandığı duygulardır (Greenberg, 2002).
Duygu odaklı terapinin tedavi sürecini oluşturan 8 temel ilkesi vardır. Bunlar; bağlanma, hissettirmek ve keşfetmek ile duyguyu yeniden yapılandırma olmak üzere üç başlık altında toplanır. Terapi sürecinde duyguların değiştirilmesinde duygusal farkındalık, duygusal dışavurum, duygu düzenleme, duygusal yansıtma, duygunun dönüştürülmesi ve düzeltici duygusal deneyim ilkeleri kullanılır. Duygu koçluğunun birinci adımı duygu farkındalığını sağlamaktır. Sonrasında sırasıyla duygu deneyiminin kabullenilmesi, duygunun kelimelere dökülmesi ve danışanın birincil deneyimini tanımlamasıyla “ulaşma evresi” tamamlanır ve “ayrılma evresi” başlar. Ayrılma evresi ise birincil duygunun sağlıklı olup olmadığının değerlendirilmesi, işlevsel olmayan duyguların altında yatan yıkıcı inanç ve görüşleri tanımlama, işlevsel duygu ve ihtiyaçlara ulaşılmasına yardım etme ve işlevsel olmayan duyguların ve yıkıcı inançların dönüşmesine yardımcı olma adımlarını kapsamaktadır.
Terapide bu adımlarla ilerlerken; sistematik çağrışımlı açılma, odaklanma, çift sandalye diyaloğu, çift sandalye canlandırması, boş sandalye çalışması ve empatik doğrulama gibi teknikler kullanılır. Duygu odaklı terapiyi diğer terapi ekolleriyle karşılaştırdığımızda, psikanalitik kuramda psikanalist, hastanın içgörülerini yorumlayarak iyi olma sürecini destekler. Duygu odaklı terapide ise danışanın aktif duygusunu bulma ve işlevsel olmayan duyguların nasıl tetiklendiğini danışana fark ettirme üzerinde çalışılır.
Bir diğer terapi ekolü olan bilişsel davranışçı terapi de duygu, düşünce ve davranış üçlüsüne bir arada bakar ve bir tanesinde olan değişimin hepsini değiştireceğini öne sürmektedir. Duygu odaklı terapi ise bilişsel davranışçı terapiden farklı olarak, duyguların düşünceyi oluşturduğunu ve davranışın bunun sonucu olduğunu savunur. Başka bir deyişle; bilişsel davranışçı terapi balık tutma yöntemlerini öğretip karnını doyurmakken, duygu odaklı terapi balık tutmadığını, tutamadığını ve aç kaldığını göstererek balık tutması gerektiğini kavratır (Gavaş-Aslan, 2019).
Duygu odaklı terapinin Türk toplumu gibi çok kültürlü bir topluma uygun olduğu düşünülmektedir. Duygu odaklı terapinin temel felsefesi, insan doğasına bakış açısı ve esnek yapısı açısından etkili bir yaklaşımdır. Ancak Türk kültürünün değerlere, sosyal desteğe, birlikteliğe ve aidiyete önem veren yapısı dikkate alındığında, duygu odaklı terapinin bireyi ve bağımsızlığı öne alan noktaları etkili sonuçlara ulaşmada sınırlı kalabilir (Kalafatoğlu & Balcı-Çelik, 2023).
Sonuç olarak duygu odaklı terapi, duyguları merkeze alan bir terapi ekolü olmasıyla diğer ekollerden ayrılır. Duygu odaklı terapinin amacı; danışanları duyguları konusunda farkındalık kazanmaları için eğitmek, danışanın duygularını sınıflandırmak ve işlevsiz olan duyguların yerine işlevsel duyguları koymaktır. Ayrıca Türk toplum yapısına da uygulanabilir özelliklere sahiptir.
Kaynakça :
- Çelik, H., & Aydoğdu, B. N. (2018). Duygu odaklı terapi: Psikoterapide yeni bir yaklaşım. E-Kafkas Eğitim Araştırmaları Dergisi, 5(2), 50–68. https://doi.org/10.30900/kafkasegt.439247
- Gavaş-Aslan, A. (2019). Duygu odaklı terapinin diğer kuramlarla karşılaştırmalı analizi. Türkiye Bütüncül Psikoterapi Dergisi, 2(3), 110–116. https://www.researchgate.net/publication/339076299
- Greenberg, L. S. (2002). Emotion-focused therapy: Coaching clients to work through their feelings. American Psychological Association. https://doi.org/10.1037/14692-000
- Greenberg, L. S., & Watson, J. (2006). Emotion-focused therapy for depression. American Psychological Association. https://doi.org/10.1037/11286-000
- Greenberg, L. S. (2011). Emotion-focused therapy. American Psychological Association. https://doi.org/10.1037/12325-000
- Greenberg, L. S. (2015). Emotion-focused therapy: Coaching clients to work through their feelings (2nd ed.). American Psychological Association. https://doi.org/10.1037/14692-000
- Kalafatoğlu, M. R., & Balcı-Çelik, S. (2023). Duygu odaklı terapinin Türk kültüründe uygulanabilirliğinin değerlendirilmesi. Ordu Üniversitesi Sosyal Bilimler Araştırmaları Dergisi, 13(3), 1367–1392. https://doi.org/10.48146/odusobiad.1104550
Yaren Naz Şentürk


Bir yanıt yazın