Stres Düzeyinin Uykusuzluk Üzerine Etkisi

Stres, kişilerin hayatını olumsuz yönde etkileyen bir faktör olmasının yanında çağımızın ve gündelik yaşantının vazgeçilmez bir parçasıdır. Günlük hayatta strese maruz kalma durumu, bireyin hem fiziksel, davranışsal, duygusal hem de psikolojik problemler yaşamasına ve kronik bir hastalığa yakalanmasına yol açabilmektedir. Bunun yanında stres ve strese verilen tepkiler, kişilerin hayatını oldukça güç hâle getirebilmektedir.

Bu güçlüklerin başında uykusuzluk gelmektedir. Kişi, başını yastığa koyduğu anda gün içinde veya uzun süre etkisinden çıkamadığı düşünceler nedeniyle uykuya dalma süresini uzatmaktadır. Bu uzayan süre bireye uykusuzluk olarak geri dönmektedir. Ayrıca bireyler gün içinde birden fazla stresörle mücadele etmek durumunda kalmaktadır. Özellikle günümüz modern yaşamının hızlı temposuna ayak uydurmak, stres düzeyini artırmakta ve uykusuz kalmayı tetiklemektedir. Zihnin maruz kaldığı yoğun baskı, vücudun biyolojik saatini altüst ederken; dinlenmeyen bir beden stres faktörlerine karşı çok daha savunmasız hâle gelir.

Stres ve uykusuzluk arasındaki temel bağlantılar incelendiğinde, ilk olarak biyolojik alarm sistemi ön plana çıkmaktadır. Biyolojik alarm sistemi sayesinde vücut, stres anında “savaş ya da kaç” tepkisini tetikleyen hormonlar salgılar. Bu hormonlar kortizol ve adrenalindir. Bu hormonların kanda yüksek seviyede seyretmesi, beynin uykuya geçiş için ihtiyaç duyduğu sakinliği engeller. Bunun sonucunda uykusuzluk yaşanır. Bir başka bağlantı incelendiğinde ise zihinsel hiperuyarılma karşımıza çıkmaktadır. Hiperuyarılma, yoğun stres altındaki bireylerde görülen “ruminasyon” (zihinsel geviş getirme) durumudur. Kişi, yastığa başını koyduğunda günün olaylarını veya yarının kaygılarını durmaksızın düşünür. Bu durum, kişinin uykuya dalma süresini uzatmakta ve uykusuzluğa neden olmaktadır.

Uykusuzluk problemi önemsenmeyip erken müdahale edilmezse ciddi boyutlarda rahatsızlıklara yol açabilir. Yapılan araştırmalarda, sirkadiyen döngüsü düzensiz olan bireylerde kardiyovasküler hastalıklar, hipertansiyon, diyabet, hiperlipidemi, insülin direnci ve diğer metabolik sağlık sorunlarına daha sık rastlandığı görülmektedir. Uykusuzluğun yol açtığı daha belirgin sorunlar ise işlevsellikte bozulma, hastalıkların prognozunda kötüleşme, bilişsel dengesizlikler, yürüme bozuklukları, yorgunluk, bellek fonksiyonlarında bozulma, dikkat dağınıklığı, sinirlilik, huzursuzluk, baş ağrısı, gündüz aşırı uyku hâli, göz çevresinde mor halkalar, gözlerde yanma, mide bulantısı, iştahsızlık, halsizlik ve apati gibi birçok olumsuz durumdur. Uyku sorunları yaşam kalitesinin bozulmasına yol açmakta ve bireyin güvenliğini tehlikeye atmaktadır. Uykusuzluğun bu kadar tehlikeli boyutlara ulaşması, göz ardı edilmemesi gerektiğini göstermektedir.

Kaynakça:K

  • Kaynakça:
  • Kaba, İ. (2019). Stres, ruh sağlığı ve stres yönetimi: Güncel bir gözden geçirme. Akademik Bakış Dergisi. http://www.akademikbakis.org/
  • Yetkin, S., & Aydın, H. (2014). Bir semptom ve bir hastalık olarak uykusuzluk. Türk Uyku Tıbbı Dergisi, 1(1), 1–8.
  • Kolaç, N. (2021). Vardiyalı çalışanlarda uykusuzluk ve kalp hastalıkları riskleri: Sistematik derleme. Arşiv Kaynak Tarama Dergisi, 30(1), 13–21.
  • Eliş, T., & Akpınar, R. B. (2021). Uyku bozukluğu yaşayan bireylerin yakınmalarının ve uykuyu etkileyen durumların incelenmesi. Journal of Anatolia Nursing and Health Sciences, 24(3), 331–337.

Kübra Bebek

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

g

An legimus similique intellegam mel, eum nibh tollit assentior ad. Mei ei platonem inciderint.

e