Davranışların Alışkanlığa Dönüşmesinde Aile Yaşantısının Rolü
Hepimiz, hayatımız boyunca sayısız alışkanlık edinir ve kaybederiz. Bu alışkanlıklar, kim olduğumuzu, nasıl düşündüğümüzü ve nasıl yaşadığımızı şekillendirir. Peki, bu alışkanlıklar nasıl oluşur ve aile hayatı bu süreçte ne kadar etkilidir? Gelin, birlikte inceleyelim.
Öncelikle, alışkanlık, tekrarlanan bir davranışın otomatik hâle gelmesidir. Beynimiz, enerji tasarrufu sağlamak amacıyla sık tekrarlanan eylemleri otomatikleştirme eğilimindedir. Bu sayede diş fırçalama, yemek yeme veya işe gitme gibi günlük aktivitelerimiz için sürekli olarak düşünmek zorunda kalmayız. Yaşamımızı sürdürürken sıralı ve otomatikleşmiş, birbirini takip eden bu dizili eylemler zinciri olan alışkanlıklara sıkça başvururuz. Sabah uyandığımızda ilk ne yapacağımızdan, kahvaltı yapıp yapmayacağımızdan ya da ne tür besleneceğimizden, hangi iş için nasıl bir çaba göstermemiz gerektiğine kadar birçok davranışımızda bize hız ve pratiklik kazandırır.
Alışkanlıkların Gücü kitabında Charles Duhigg, alışkanlıkların beyinde belirli bir döngü oluşturduğunu ve bu döngünün tetikleyici, rutin ve ödül olmak üzere üç aşamadan oluştuğunu belirtir. Tetikleyici, bir alışkanlığı başlatan sinyaldir. Rutin, otomatik olarak gerçekleşen davranıştır. Ödül ise beynin bu davranışı tekrar etmesi için motive eden faktördür.
Aile: Alışkanlıkların İlk Atölyesi
İnsan, sosyal bir varlık olduğundan, davranışlarını öğrenirken gözlemlemeye ihtiyaç duyar. Bu gözlemlerin yapıldığı ilk yer, doğup büyüdüğü evdir. Çocuk, bebekliğinden itibaren çevresinde gördüklerini sosyal öğrenmeler yoluyla zihnine kodlar. Böylece ilk davranışlarını sergilemeye başlar. Bu davranışların zamanla olumlu ve olumsuz etkilerini test etmesiyle, bu andan itibaren seçici davranışlarda bulunacak ve kendine birtakım hareketler zinciri inşa edecektir.
Psikolojide bir davranışın tekrar edilme olasılığını artırmak için uygulanan yöntemler olarak bilinen pekiştirme, davranışların inşasında önemli bir role sahiptir. Pekiştirmeler sayesinde birey, artık edindiği bu davranışlarla belirli alışkanlıklara sahip olur.
Ailenin Davranışlarımız Üzerindeki Etkisi
Aile, çocukların sosyalleşmesinde ve kişiliklerinin oluşumunda en önemli etkenlerden biridir. Çocuklar, ailelerinden gözlemleyerek, taklit ederek ve deneyimleyerek öğrenirler. Ebeveynlerin tutumları, davranışları ve değerleri, çocukların kendi hayatlarına dair algılarını ve beklentilerini şekillendirir. Örneğin:
- Örnek Olarak Ebeveynler: Çocuklar, ebeveynlerini rol model alır. Eğer ebeveynler düzenli olarak kitap okur, sağlıklı beslenir ve spor yaparsa, çocuklarının da bu davranışları benimseme olasılığı daha yüksektir.
- Ev Ortamı: Evdeki düzen, temizlik alışkanlıkları, yemek saatleri gibi faktörler, çocukların alışkanlıklarını şekillendirir.
- Aile İçi İletişim: Aile içindeki olumlu iletişim; empati kurma, sorun çözme gibi becerilerin gelişmesine katkı sağlar ve bu beceriler de hayat boyu sürecek alışkanlıkların temelini oluşturur.
Olumlu ve Olumsuz Alışkanlıklar
Aile, hem olumlu hem de olumsuz alışkanlıkların oluşumunda etkili olabilir. Örneğin, düzenli olarak birlikte yemek yiyen bir aile, çocuklarına yalnızca sağlıklı beslenme değil, aynı zamanda sosyal etkileşim, dinleme ve paylaşma gibi önemli becerileri de kazandırabilir.
Aksine, sürekli elektronik cihazlarla meşgul olan bir aile, çocuklarda dikkat eksikliği, iletişim güçlüğü ve yalnızlık duyguları gibi sorunlara yol açabilir. Aile içindeki olumsuz iletişim, çocuklarda güvensizlik, kaygı ve öfke gibi duygulara neden olabilir; bu da saldırganlık, içe kapanıklık veya yalan söyleme gibi davranışlara dönüşebilir.
Ayrıca bu süreçte, ailedeki olumlu veya olumsuz etkileşimler, çocuğun beyninde sinaptik bağlantıların oluşumunu etkileyerek gelecekteki davranışlarını şekillendirir.
Alışkanlıkları Değiştirmek Mümkün Mü?
Evet, alışkanlıkları değiştirmek mümkündür. Ancak bu süreç; zaman, çaba ve sabır gerektirir. Yeni bir alışkanlık edinmek için öncelikle eski alışkanlığın nedenini anlamalı ve bu nedeni ortadan kaldırmaya çalışmalıyız. Ayrıca, yeni alışkanlığı hayatımıza dahil etmek için küçük adımlar atabilir ve bu adımları düzenli olarak tekrarlayabiliriz.
Örneğin, ertelemeyi bırakmak isteyen biri; ilk olarak görevleri küçük parçalara bölerek başlayabilir, ardından bir görev listesi oluşturarak bu listeye göre hareket edebilir. Nihayetinde, zaman yönetimi tekniklerini öğrenip bunları uygulayarak erteleme alışkanlığından kurtulabilir.
Sonuç
Aile, çocukların hayatındaki en önemli etkenlerden biridir. Aile içinde edinilen alışkanlıklar, bireyin hayat boyu taşıyacağı bir miras gibidir. Bu nedenle ebeveynler olarak, çocuklarımızın sağlıklı ve mutlu bireyler olarak yetişmesi için onlara iyi alışkanlıklar kazandırmaya özen göstermeliyiz.
Ancak unutmayalım; alışkanlıklar değişebilir. Önemli olan, bu süreçte kazanılmış olan bilgileri yeni bir süzgeçten geçirebilme çabamızdır.
Kaynakça:
- Duhigg, C. (2012). Alışkanlıkların gücü: Hayatta ve iş hayatında başarılı olmanın sırrı (M. Taşdelen, Çev.). Pegasus Yayınları
- Yıldız, A. K. (2016). Okul öncesi dönem çocuklarının okuma alışkanlığı kazanmasında rol model olarak aile. Mavi Atlas, 7, 95–112. https://doi.org/10.18795/ma.94919
- Orhan, R. (2017). Alışkanlık. Kırıkkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 7(2), 301–316. https://dergipark.org.tr/tr/pub/kusbd/issue/36119/406417
İrem Adıyaman


Bir yanıt yazın