Kum Oyunu Terapisi

Çocuklar için oyun, sadece eğlence değil, aynı zamanda iç dünyalarının da bir dışavurumudur. “Kum Oyunu” (Sandplay Therapy) terimi ilk kez Jungcu analist Dora Kalff tarafından kullanılmıştır ve oyun terapisi tekniklerinden biridir. Carl Jung’un öğrencilerinden biri olan Kalff, Jungcu psikoloji teorilerini ve bilinçaltının gücünü kendi uygulamalarında benimsemiştir. Çocukların bir travma ya da kayıpla ilgili duygularını sözsüz olarak ifade etmelerine yardımcı olduğu keşfedildiğinden, kum oyunu terapisi hem tanı hem de tedavi amaçlı kullanılmaktadır. Özellikle cinsel taciz mağduru olan çocuklarda kum oyunu terapisinin çok etkili olduğu bulunmuştur.

Kum terapisinde terapist, danışanın önüne iki adet kum tepsisi sunar. Bu tepsilerden birinde kuru kum, diğerinde ise ıslak kum vardır. Danışan, hangi tepsiyi kullanacağını kendi seçer. “Tepsi”, işleme ve keşfetme için güvenli bir “oyun alanı” sağlarken; kum, içgüdüsel ve temel bir bağlantı aracı sunar. Terapist, danışana yüzlerce minyatür figür sunar. Danışan, seçtiği figürlerle kendi iç dünyasını sembolik biçimde yeniden inşa eder; yaşadığı olayları tekrar canlandırabilir ya da değiştirebilir. Bu terapinin temelleri Jung’un terapisine dayanır ve onun ilkelerini kullanır. Kollektif bilinçdışı, arketipler gibi kavramlar bu terapinin altyapısını oluşturur. Danışan, minyatür figürleri kullanarak kum üzerinde iç çatışmalarını ve bilinçdışı süreçlerini yansıtır. Bilinçdışında bastırılmış içerikler gün yüzüne çıktıkça bilinç etkinleşir ve iki alan arasında bağlantı kurulur; bu durum bireyde dönüşüm ve iyileşmeye zemin hazırlar.

Terapist, oyun terapisi esnasında; yargılamadan veya yorum yapmadan “Bu sahnenin bir adı olsaydı ne olurdu?”, “Burada neler oluyor?”, “Sence bu sahnede en güçlü ya da en zayıf kim?”, “Bu sahneden birini çıkarsan sence yeni düzen nasıl olur?”, “Bu sahneyi kim değiştirebilir?”, “Peki, bu sahnenin içinde sen var mısın? Bu sahnede en üzgün/mutlu/kızgın/sinirli kim? Bu karakterleri bana tanıtır mısın?” gibi çeşitli sorularla çocuğun bakış açısını genişletir, kum tablosunu kullanır ve danışanın iç dünyasını keşfetmesine yardımcı olur (Teber, 2020). Terapinin amacı, çocuğun kendi oynadığı oyunlarda kendini fark etmesini sağlamaktır. Bu terapide çocuğu değiştirmek ve yönlendirmek için herhangi bir müdahalede bulunulmaz; çünkü değişimin ana dinamiği, çocuğun kendi davranışlarını fark etmesi ve kendini yönetmesidir. Terapist, yalnızca çocuğun içindeki iyileştirici gücün ortaya çıkmasına zemin hazırlar.

Araştırmalar, kum terapisinin (Sandplay Therapy), kendini sözel olarak ifade etmekte zorlanan çocuklar için özel bir önem taşıdığını göstermektedir. Terapist, terapi sürecinde danışanın bilinçdışı dünyasına, düşünsel süreçlerden ziyade dokunsal deneyimler ve sembolik hareketler aracılığıyla ulaşır.

Jung’un “Çoğu zaman eller, zihnin boşuna uğraştığı bir bilmeceyi nasıl çözeceğini bilir.” sözü, bu düşünceyi metaforik biçimde desteklemektedir.

Kaynakça:

Başak Banu Tunç

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

g

An legimus similique intellegam mel, eum nibh tollit assentior ad. Mei ei platonem inciderint.

e