Denememeyi Öğrenmek: Öğrenilmiş Çaresizlik
Davranışçı kuramcılara göre bireyler, çevreden gelen uyaranlara verdikleri tepkiler sonucunda davranışlarını şekillendirirler. Bazı davranışlar, belirli uyaranların tekrar etmesiyle pekiştirilerek zamanla otomatik hâle gelir. Kişi aynı uyarana tekrar tekrar fazlasıyla maruz kaldıkça verdiği tepki ezberlenir ve davranışın altında bir öğrenme süreci oluşur. Bu süreçte birey, davranışları ile ortaya çıkan sonuçlar arasında bir ilişki kurarak gelecekte nasıl davranacağını şekillendirir.
Öğrenme kuramına göre davranış ile sonuç arasındaki ilişki iki şekilde incelenir: bağımlılık ve bağımsızlık ilişkisi. Bağımlılık ilişkisinde birey, sergilediği davranışın sonucu değiştirdiğini fark eder. Yani davranış ve sonuç kontrol dâhilindedir. Birey davranışları sonuçlarını bilerek sergiler.
Bağımsızlık ilişkisinde ise ortaya çıkan sonuç bireyin davranışlarından bağımsızdır. Sonuç ile davranış arasında herhangi bir bağ yoktur. Sonuç öngörülemez ve kontrol dışıdır. Yapılan araştırmalar, bağımsızlık ilişkisinde olumlu sonuçların pekiştirme yoluyla öğrenilebildiğini göstermektedir. Sonuç ve davranış arasında zamansal bir faktör vardır. Ortaya çıkan olumlu sonuç, kendinden hemen önce sergilenen davranışla eşleşir ve böylece pekişme gerçekleşir. Skinner bu durumu “batıl davranışlar” olarak adlandırmıştır. Batıl davranışlarda davranış ile pekiştireç arasında gerçek bir ilişki bulunmamasına rağmen, zaman yakınlığı nedeniyle öğrenme gerçekleşir.
Peki ya bağımsız davranışlarda ortaya çıkan sonucun olumsuz olduğu durumlarda neler oluyor?
Bağımsızlık ilişkisinde ortaya çıkan sonuç olumsuz olduğunda ise farklı bir öğrenme süreci devreye girer. Bu noktada öğrenilmiş çaresizlik kavramı ortaya çıkmaktadır. Öğrenilmiş çaresizlik kavramı ilk kez Martin Seligman ve arkadaşları tarafından yapılan bir araştırma sonucunda tanımlanmıştır. Araştırmada kaçma, çaresizlik ve kontrol grubu olmak üzere üç köpek grubu kullanılmıştır.
Deneyin ilk aşamasında kaçma grubundaki köpeklere bir buton aracılığıyla şoktan kaçma imkânı tanınmıştır. Köpekler butona bastıklarında şok dalgası sonlanmıştır. Çaresizlik grubundaki köpeklere ise kaçamayacakları, kontrol edemedikleri şoklar verilmiştir. Kontrol grubuna herhangi bir uygulama yapılmamıştır.
İkinci aşamada tüm gruplara kaçma-kaçınma testi uygulanmıştır. Köpekler iki bölmeli bir kutuya yerleştirilmiş ve şok verildiğinde diğer bölmeye geçerek şoktan kaçabilmeleri sağlanmıştır. Kaçma ve kontrol grubundaki köpekler kısa sürede bu davranışı öğrenmiş ve şoktan kaçmışlardır. Ancak çaresizlik grubundaki köpekler herhangi bir girişimde bulunmadan pasif bir şekilde şokun sona ermesini beklemişlerdir.
Seligman ve arkadaşlarına göre bu durumun nedeni, çaresizlik grubundaki köpeklerin ilk deneyde davranışları ile sonuçlar arasında bir ilişki olmadığını öğrenmiş olmalarıdır. Köpekler, davranışlarının sonucu değiştirmediğini deneyimledikleri için ikinci aşamada kaçma davranışını öğrenmemişlerdir ve böylece psikoloji literatürüne öğrenilmiş çaresizlik kavramı girmiştir.
Öğrenilmiş çaresizlik, organizmanın davranışlarıyla olumsuz sonuçları kontrol edebileceği bir durum ortaya çıktığında bile bu davranışları sergilememesiyle açıklanmaktadır. Bu sürecin oluşabilmesi için bireyin öncelikle kontrol edemediği olumsuz yaşantılarla karşılaşması gerekmektedir.
İnsanlarda öğrenilmiş çaresizlik, yapılan bu deneyle de ilişkilendirildiğinde bireyin tekrar eden başarısızlıklar, kontrol edilemeyen olumsuz yaşantılar ve öngörülemez sonuçlar karşısında zamanla çaba göstermeyi bırakmasıyla kendini göstermektedir. Kişi başlangıçta bu olumsuz sonucu değiştirmek için çeşitli davranışlarda bulunsa da davranışların sonuç üzerinde bir etkisi olmadığını deneyimledikçe ilerleyen süreçte artık denememeyi öğrenmektedir.
Öğrenilmiş çaresizlik, birey üzerinde bilişsel, duygusal ve davranışsal düzenlemelerinde de değişimler göstermektedir. Davranışsal düzeyde köpek deneyinde olduğu gibi kaçınma ya da herhangi bir girişimde bulunmama dikkat çekerken; bilişsel düzeyde bireyin kendisi, dünya ve gelecek hakkında olumsuz genellemelerde bulunmaya daha yatkın olduğu görülmektedir. “Ne yaparsam yapayım değişmeyecek.” gibi ifade kalıpları öğrenilmiş çaresizliğin bilişsel boyutunu oluşturmaktadır. Duygusal düzeyde ise umutsuzluk, motivasyon kaybı ve çaresizlik duyguları ön plandadır.
Seligman ilerleyen çalışmalarında öğrenilmiş çaresizlik ile depresyon arasında güçlü bir ilişki olduğunu öne sürmüş ve bu durumu açıklamak için yükleme (atıf) biçimlerine dikkat çekmiştir. Buna göre birey olumsuz bir sonucu içsel, sürekli ve genel nedenlere bağladığında öğrenilmiş çaresizlik daha kalıcı hâle gelmektedir. Örneğin bir öğrenci sınavdan düşük not aldığında bunu “Ben zaten zeki değilim.” şeklinde yorumladığında ilerleyen sınavlar için çaba gösterme olasılığı giderek azalmaktadır.
Günlük yaşamda öğrenilmiş çaresizlik; akademik başarısızlıklar, iş yaşamındaki tekrar eden engeller, aile içi ilişkiler, kronik stres kaynakları ve travmatik yaşantılar sonucunda ortaya çıkabilmektedir. Özellikle bireyin kontrol duygusunun zedelendiği ortamlarda öğrenilmiş çaresizlik daha sık görülmektedir. Bu durum bireyin potansiyelini kullanmasını engellemekte ve yaşam doyumunu önemli ölçüde azaltmaktadır.
Ancak öğrenilmiş çaresizlik, öğrenilmiş bir süreç olduğu için tersine çevrilebilir bir yapı taşımaktadır. Bireyin davranışlarıyla sonuçlar arasındaki ilişkiyi yeniden kurması, küçük ama kontrol edilebilir başarı deneyimleri yaşaması ve bilişsel yeniden yapılandırma çalışmaları bu sürecin kırılmasında önemli rol oynamaktadır. Böylece birey tekrar kontrol algısını kazanarak pasiflikten aktif başa çıkmaya geçebilmektedir.
Kaynakça:
- Hovardaoğlu, S. (1986). Öğrenilmiş çaresizlik modeli. Psikoloji Dergisi, 5(20), 9–16.
- Hulse, S. H., Egeth, H., & Deese, J. (1980). The psychology of learning (5th ed.). McGraw-Hill.
- Seligman, M. E. P. (2011). Öğrenilmiş iyimserlik (S. Kunt Akbaş, Çev.; E. Köroğlu, Ed.). Hekimler Yayın Birliği.
- Skinner, E. A. (1996). A guide to constructs of control. Journal of Personality and Social Psychology, 71(3), 549–570.
Nisa Begüm Çevik


Bir yanıt yazın