Alışkanlığın Sessiz Hapishanesi : Konfor
Hapishanelerin hepsi demir parmaklıklardan yapılmaz; bazıları yumuşak koltuklardan oluşur.
İnsan çoğu zaman özgürlüğü yanlış yerde arar. Daha büyük evlerde, daha rahat koltuklarda, daha düzenli hayatlarda… Oysa bazen insanı en çok tutsak eden şey tam da bu rahatlığın kendisidir. Çünkü konfor, ilk başta güven veren bir liman gibi görünse de zamanla görünmez duvarlar örmeye başlar. İnsan, fark etmeden kendi alışkanlıklarının mahkûmu hâline gelir.
Bir insanın mutsuz olduğu bir işte yıllarca çalışması dışarıdan bakıldığında anlaşılması zor bir durumdur. Aynı şekilde zarar gördüğü bir ilişkiden çıkamayan, her gün aynı hayattan şikâyet edip hiçbir şeyi değiştirmeyen insanlar da öyledir. Aslında bu durumun temelinde çoğu zaman başarısızlık korkusundan çok belirsizlik korkusu vardır. İnsan, kötü olduğunu bildiği bir düzene bile alışabilir. Çünkü alışılmış acılar, bilinmeyen ihtimallerden daha güvenli gelir. İşte tam da bu noktada konfor alanı, bir koruma kalkanı olmaktan çıkar ve sessiz bir hapishaneye dönüşür.
Modern dünyada insanlar özgür olduklarını düşünürken görünmez alışkanlıkların içinde yaşamaktadır. Sabah aynı saatte uyanmak, aynı yolları yürümek, aynı insanlarla konuşmak ve aynı düşünceleri tekrar etmek… Bir süre sonra hayat bir seçim olmaktan çıkar, otomatikleşmiş bir döngüye dönüşür. Bu döngü ilk başta huzur verir çünkü insan zihni bilinmezliği sevmez. Ancak sürekli aynı yerde kalmak, insanın içindeki değişim isteğini zamanla köreltir. İnsan artık yaşamaz; sadece tekrar eder.
Erich Fromm, insanların bazen özgürlükten kaçtığını söyler. Çünkü özgürlük sorumluluk getirir. Kendi kararlarını vermek, risk almak, hata yapmak ve sonuçlarıyla yüzleşmek kolay değildir. Bu yüzden birçok insan güvenli alanlarda kalmayı tercih eder. Toplumun çizdiği yolları takip etmek daha rahattır. Üniversite oku, iş bul, düzen kur ve sorgulama… İnsanlar çoğu zaman kendi hayatlarını yaşadıklarını sanırken aslında kendilerine öğretilmiş bir düzenin içinde hareket ederler. Bu düzenin dışına çıkmak ise korkutucudur. Çünkü konfor, insana yalnızca rahatlık değil, aynı zamanda sahte bir güven hissi verir.
Friedrich Nietzsche’ye göre insan, kendini aşmadan gerçek anlamda gelişemez. İnsan ancak zorlandığında değişir. Acı, belirsizlik ve korku bazen gelişimin başlangıcıdır. Fakat günümüz insanı rahatsız hissetmekten kaçmaktadır. Her şeyin hızlı ve kolay olmasına alışılmıştır. İnsanlar artık beklemek istemiyor, mücadele etmek istemiyor, hatta düşünmek bile istemiyor. Teknolojinin sunduğu rahatlık, bir noktadan sonra zihinsel bir uyuşmaya dönüşüyor. Saatlerce sosyal medyada vakit geçirmek, sürekli aynı içeriklere maruz kalmak ve gerçek hayattan uzaklaşmak insanı fark ettirmeden edilgenleştiriyor. Böylece insan, kendi hayatının öznesi olmaktan çıkıp sadece izleyicisi hâline geliyor.
Aldous Huxley’nin Cesur Yeni Dünya adlı eserinde insanlar baskıyla değil, rahatlıkla kontrol edilir. Kimse zincire vurulmaz; aksine herkes mutlu görünür. Ancak düşünmeyen, sorgulamayan ve sadece tüketen bireyler zamanla kendi iradelerini kaybederler. Bu durum günümüz dünyasına oldukça benzemektedir. Çünkü artık insanların susturulmasına gerek yoktur; dikkatlerinin dağıtılması yeterlidir. Sürekli oyalanan bir insan, kendi iç sesini duyamaz hâle gelir.
Konforun en tehlikeli yanı da burada ortaya çıkar: İnsan zincirlerini hissetmediğinde özgür olduğunu sanır. Demir parmaklıkların ardında yaşamak kadar, yumuşak koltukların içinde kaybolmak da bir esarettir. Hatta bazen ikincisi daha tehlikelidir çünkü insan tutsak olduğunu fark etmez. Rahatlık, insanı yavaş yavaş hareketsizleştirir. Hayaller ertelenir, cesaret azalır ve insan zamanla kendi potansiyelinin çok altında bir hayata razı olur.
Oysa gerçek özgürlük biraz rahatsızlık gerektirir. Yeni bir yola girmek, alışılmış olanı bırakmak ve bilinmeyene doğru yürümek cesaret ister. İnsan ancak korkularıyla yüzleştiğinde değişebilir. Güvende kalmak uğruna sürekli aynı yerde duran biri belki düşmez ama hiçbir zaman da ilerleyemez. Çünkü bazen insanı geliştiren şey rahatlık değil, mücadeledir.
Sonuç olarak konfor alanı kısa süreli bir huzur sağlayabilir; fakat uzun vadede insanın gelişimini engelleyen görünmez bir kafese dönüşebilir. İnsan alıştığı şeylerin içinde kayboldukça kendine yabancılaşır. Belki de insanı en çok tutsak eden şey, kaçmak istemeyeceği kadar rahat bir hayatın içinde yaşamasıdır.
İnsan, en derin esaretini çoğu zaman huzur sandığı yerde yaşar.
Kaynakça:
- Fromm, E. (1995). Özgürlükten kaçış. Payel Yayınevi.
- Hiwell. (t.y.). Konfor alanı (comfort zone) nedir? Erişim adresi: https://www.hiwellapp.com/blog/konfor-alani-comfort-zone
- Huxley, A. (2015). Cesur yeni dünya. İthaki Yayınları.
- Korkmaz, M. (2023). Konfor alanı yönelim ölçeğinin geliştirilmesi. DergiPark. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/3108105
- Nietzsche, F. (2017). Böyle buyurdu Zerdüşt. İş Bankası Kültür Yayınları.
- Sektörüm Dergisi. (t.y.). Konfor alanı (comfort zone) nedir? https://www.sektorumdergisi.com/konfor-alani-comfort-zone-nedir/
Hayrunisa Bural


Bir yanıt yazın