Toplumsal Travmanın Alt Başlığı ‘Kültürel Travma’
İnsanın yaşam belirtisi gösterdiği ilk andan itibaren gerek tabiat tarafından gerek de diğer insanlar tarafından saldırganlığa itildiği yadırganamaz bir gerçektir. Ayrıca yaşamda ölüm gibi trajik bir gerçeğin söz konusu olmasıyla birlikte “travma” kelimesi ortaya çıkmaktadır. Travma, köken olarak oldukça eskiye dayanan ayrıca günümüzde de halen araştırılan bir kavramdır. Kişinin tüm hayatını derinden etkileyen olaylar şeklinde ortaya çıkabileceği gibi günlük hayatta devam eden olumsuz duygu ve düşüncelerin tekrarlanmasıyla da görülebilmektedir. Travma ya da başka bir adıyla örselenme, kişinin herhangi bir olay veya olaysızlık karşısında günlük rutinini bozan ve kişiye çeşitli ruh halleriyle beraber çok eksenli semptomlar veren durumlardır. Travma beraberinde stres, kaygı ve çaresizlik getirir. Bunu toplumsal açıdan düşünmek de mümkündür. Yaşadığımız toplumsal kayıplar ve acıları sindirmek güç olabilir. Buna, geçtiğimiz sene yaşadığımız 6 Şubat depremiyle doğal afet üzerinden örnek verebileceğimiz gibi politik, dini ya da etnik konular üzerinden de örneklendirebiliriz.
Günümüzde içinde yaşadığımız bu dünyada barış odaklı bir hayat sürebilmek adına psikotoplumsal travmalara, özellikle savaşlar, terörizm ve soykırımlar başta olmak üzere bunlara karşı uygulanması mümkün küresel boyutta müdahale stratejilerinin geliştirilmesi hedef kabul edilmiştir. Toplumsal travma kavramı da işte bu noktada gelişmektedir. Süregelen baskı ve terör ataklarının, savaşların hepsinin birer “toplumsal travma” olarak karşımıza çıkarken bunun bir sonucu olarak milletlerin çocuk yetiştirme stillerine kadar pozitif ya da negatif yönden etkiledikleri de vurgulanmaktadır. Toplumsal travma kavramı, ruhsal hastalıklar çerçevesinde klinik psikoloji ve psikiyatri tarafından “kitlesel travma” veya “aşırı ekstrem travma” olarak iki kısımda, sosyal bilimciler tarafındansa “kültürel travma” ve “tarihsel travma” olmak üzere yine iki kısma ayrılarak incelenir.
Sosyologlar tarafından geliştirilmiş kültür sosyolojisinde kullanılan “kültürel travma” kavramı bir toplumun içinde yaşayan tüm bireylerin aynı anda hissedebildiği bir olay değildir. Kültürel travma aslında bir bağlam sürecidir; kolektif kimliği ve kolektif hafızayı birbirine bağlar. Aynı zamanda kültürel travma, sosyal açıdan yaşanan büyük değişimleri gün yüzüne çıkartabileceği gibi acıları ve travmatik değişimlerin ters sonuçlarını ya da işe yaramadığı durumları ve sorunları incelemek için iyi bir imkân sağlar.
Kültürel travma, mağdur ve failin bulunması ve bu ikisi arasında gerçekleşen kutuplaşmadan doğmuştur. Bu bağlamda kültürel travma, büyük bir olay tarafından tetiklenen mağdur ve fail arasındaki hesaplaşmalı süreç denebilir. Kültürel travma doğuştan değildir; sürece bağlı kalarak gelişir. Burada asıl nokta bu süreç içinde çevreden dâhil olan mekanizmalar ve aracılardır. Toplumu etkileyen her kötü ya da iyi olayın sonucu travmatik olmak zorunda değildir. Örnek olarak Alexander (2004, s. 10), eğitim sisteminde gözetilen başarısızlıkların ya da oluşan bir güvenlik açığının evet bir temel problem olduğunu ancak sonucunun travmatik olmayabileceğini söylemektedir.
Kültürel travma, kendini oluşturan kavramları nasıl yorumladığımıza, etkilendiğimize bağlı olarak ortaya çıkar. Bir travmanın yorumlanmasında, travmayı yaşayanların cinsiyeti, eğitim durumu, kişilik yapısı, bulunduğu kültürün ve toplumun özellikleri, travmanın çeşidi ve büyüklüğü gibi etmenler oldukça önemlidir. Savaşlar bunun ilk akla gelen örneği olabilir elbette. Doğal afetler ve daha sayabileceğimiz toplumu büyük oranda etkileyen olumsuz durumlar buna örnek olarak verilebilir. Travma her zaman doğrudan olmak da zorunda değil. Örneğin 6 Şubat depreminde yalnızca depremi yaşayanlar değil ekran başından olayı takip edenler de büyük oranda travmaya maruz kalmışlardır.
Toplumsal travmanın alt başlığı kabul gören kültürel travmanın etkileri hem maruz kalanın hem de uygulayanın sosyal kimliğine zarar vererek artarak bir sonraki nesle aktarılır. Toplumsal travmalar aktarılır; günümüzde hâlen devam eden savaşların etkilerinin ileride koca bir yıkım olarak karşımıza çıkacağını söylemek oldukça mümkündür.
Kaynakça:
- Alexander, J. C. (2004). Towards a theory of cultural trauma. In J. C. Alexander, R. Eyerman, B. Giesen, N. J. Smelser, & P. Sztompka (Eds.), Cultural trauma and collective identity (pp. 1–30). University of California Press.
- Cook, J. M., & Simiola, V. (2017). Trauma and PTSD in older adults: Prevalence, course, concomitants and clinical considerations. Current Opinion in Psychology, 14, 1–4. https://doi.org/10.1016/j.copsyc.2016.08.003
- Çitil-Akyol, C. (2021). Göz hareketleri ile duyarsızlaştırma ve yeniden işleme (EMDR) yaklaşımının çocuklarda çevrimiçi kullanımı: Vaka çalışması [Yayımlanmamış doktora tezi]. İnönü Üniversitesi.
- Derin, G., & Öztürk, E. (2020). Savaş ve terörizm: Psikotravmatolojik temelli teorik bir yaklaşım. Aydın Toplum ve İnsan Dergisi, 6(1), 11–36.
- Derin, G., & Öztürk, E. (2023). Toplumsal travma ajanları olarak savaş ve terörizm: Modern psikotravmatolojik ve dissoanalitik bir yaklaşım. Aydın İnsan ve Toplum Dergisi, 9(2). https://doi.org/10.17932/IAU.AIT.2015.012/ait_v09i2004
- Eyerman, R. (2003). Cultural trauma: Slavery and the formation of African American identity. Cambridge University Press.
- Eyerman, R. (2011). The cultural sociology of political assassination: From MLK to RFK to Fortuyn and Van Gogh. Palgrave Macmillan.
- Mucci, C. (2018). Beyond individual and collective trauma. Taylor & Francis. https://doi.org/10.4324/9780429431314
- Sztompka, P. (2000). Cultural trauma: The other face of social change. European Journal of Social Theory, 3(4), 449–466. https://doi.org/10.1177/136843100003004004
- Öztürk, E. (2022). Dissoanalysis as a modern psychotraumatology theory: Denial trauma and mass dissociation versus dissociative revolution and psychocommunal therapy. Medicine Science, 11(3), 1359–1385. https://doi.org/10.5455/medscience.2022.03.068
- Smelser, N. J. (2004). Psychological trauma and cultural trauma. In J. C. Alexander, R. Eyerman, B. Giesen, N. J. Smelser, & P. Sztompka (Eds.), Cultural trauma and collective identity (pp. 31–59). University of California Press.
Nisa Begüm Çevik


Bir yanıt yazın