Bir Bavula Sığmayanlar: Göç Psikolojisi
Günümüzde bir yerden başka bir yere ulaşmak saatlerimizi alırken; beraberinde getirdiğimiz unutulmaz hatıralar, nefis tatlar ve eşsiz kokular ayrıca onlara eşlikçi duyguları, düşünceleri ve inançları bir bavula sığdıramayız. Çünkü onları benliğimizde taşırız. “Ben kimim?” diye sorduğumuzda, anıların, duyguların ve deneyimlerin izleri zihnimizde belirir. Bir veda, bir bakış ve bir söz… Ve ardından daha niceleri… Arkamızı döndüğümüzde ekmek almaya gönderildiğimiz o bakkal, yolda başımızı okşayan ve bize şeker veren o teyze, bir oyunun içinde şımarıp mızmızlaştığımız o cadde… Günden güne büyüdüğümüz ve öğrendiğimiz çoğu şeye ev sahipliği yapan okulumuz, kurduğumuz ilk dostluklar ve belki de romantik hisler… İlk aşk, duygusal bir yolculuk ve bir yemin… Çocuğunu sevgiyle kucağına alışın ve onun seninle aynı yollarda büyüdüğünü seyredişin… Kaçımız bütün bunlara yurdunda sahip olabilecek kadar şanslıyız? Bireyin iç dünyasında bu denli derin ve köklü değişim yaratan göç olgusunu biraz daha yakından inceleyelim. Kelime anlamı itibarıyla göç; ekonomik, toplumsal, siyasi sebeplerle bireylerin veya toplulukların bir ülkeden başka bir ülkeye, bir yerleşim yerinden başka bir yerleşim yerine hareket etmesi anlamına gelir (TDK, 2023). Ancak psikolojik açıdan daha derin incelendiğinde göç, yalnızca coğrafi bir yer değiştirmenin ötesinde; bireyin aşina olduğu sosyal çevreden, kültürel değerlerinden ve fiziksel yaşam alanından uzaklaşarak yeni bir çevrede yaşamını yeniden düzenleme ve uyum sağlama sürecini anlatan yaşam olayıdır. Bu yaşam olayını deneyimleyen bireyleri günlük hayatta göçmen olarak adlandırsak da “göçmen” kavramının uluslararası düzeyde üzerinde uzlaşılmış tek bir tanımı yoktur. Genel olarak göçmen; yaşam koşullarını veya gelecek beklentilerini iyileştirmek amacıyla başka bir ülke ya da bölgeye göç eden kişiyi tanımlar. Uluslararası göç bağlamında bireylerin hukuki statüleri farklılık gösterdiğinden; göçmen, mülteci ve sığınmacı kavramlarının sınırlarını ayırt etmek gerekir. Mülteci; ırkı, dini, belirli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşünceleri nedeniyle zulme uğramaktan korkan; ülkesinin korumasından yararlanmayan (veyahut yararlanmak istemeyen) ve ülkesi dışına çıkarak gerekli statü belirleme sürecini tamamlayan kişiye verilen hukuki statüdür. Sığınmacı ise mülteci olarak kabul edilmek amacıyla başvuruda bulunan ve başvurusunun sonucunu bekleyen kişidir. Kısacası, her mülteci bir göç hareketinin parçası olabilir; ancak her göçmen mülteci değildir. Sığınmacılık ise kişinin mülteci statüsü için yaptığı başvurunun değerlendirilme sürecini ifade eder (T.C. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı, 2025). Göç, bireylerin kendi istekleri doğrultusunda daha iyi yaşam koşullarına sahip olma amacıyla gerçekleşebileceği gibi, kişinin iradesi dışında gelişen koşullar nedeniyle yaşadığı yeri terk etmek zorunda kalmasıyla da gerçekleşebilir. Bu açıdan göç; ekonomik, sosyal, siyasi, çevresel ve eğitimle ilgili nedenlerin yanı sıra savaş, çatışma, siyasi baskı veya doğal afetler gibi nedenlerle zorunlu olarak da gerçekleşebilir. Savaşlar, çatışmalar ve siyasi baskılar; bireyleri güvenli bir yaşam kurabilmek için yaşadıkları yeri terk etmeye zorlayabilir. Savaşlar yalnızca çatışmanın yaşandığı ülkelerdeki insanların yaşamlarını ve geçimlerini olumsuz etkilemekle kalmaz, bu ülkelerle iş yapan veya ekonomik olarak bağımlı olan diğer ülkeleri de etkileyebilir. Günümüzde yaşanan savaşların beraberinde getirdiği yıkım ve kayıplar, zorunlu göçün bireyler ve toplumlar üzerindeki etkisini göstermektedir. Ancak göçler her zaman can güvenliği veya siyasi nedenlerle gerçekleşmez. Kuraklık, sel, deprem ve kıtlık gibi çevresel koşullar da insanların yaşam alanlarını terk etmelerine neden olabilir. Günümüzde ise iklim krizi, gelecekte göç hareketlerini etkileyebilecek önemli faktörlerden biri olarak öne çıkabilir. Eğitim olanaklarından yararlanmak amacıyla özellikle gençler yurt dışına göç edebilir. Eğitim amacıyla başlayan bu süreç, gidilen yerin sunduğu yaşam koşullarının cazibesiyle birleştiğinde bireyin oraya kalıcı olarak yerleşmesiyle sonuçlanabilir (Avcı ve Aydın, 2023). Ekonomik nedenlerle gerçekleşen göçlerde bireyler, daha iyi iş imkânlarına ulaşmak ve daha yüksek gelir elde etmek amacıyla göç edebilir. Ekonomik göç kuramlarında da gelir, göç hareketlerini açıklayan temel etkenlerden biri olarak ele alınmaktadır (Simpson, 2017’den akt. Koç ve Mercan, 2025). Göç deneyimi, bireyin göç etme nedenine ve göçün koşullarına göre farklılaşabilir. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2025 yılı verileri, Türkiye’de hem uluslararası hem de ülke içi göç hareketliliğinin önemli bir düzeyde olduğunu gösteriyor. 2025 yılında yurt dışından Türkiye’ye 393.829 kişi göç ederken, Türkiye’den yurt dışına göç edenlerin sayısı 403.216 olarak gerçekleşti. Türkiye’ye göç edenler arasında en büyük pay ise %16,3 ile 20-24 yaş grubuna aitti (TÜİK, 2026). Türkiye’de göç yalnızca ülkeler arasında gerçekleşen bir hareketlilik değildir. 2025 yılında 2.475.019 kişi iller arasında göç etti. Bu göçlerde ilk sıralarda hanedeki fertlerden birine bağımlı göç (%22,8), daha iyi konut ve yaşam koşulları (%20,6) ve eğitim (%16,4) yer aldı (TÜİK, 2026). Bu veriler, göçün tek bir nedene indirgenemeyecek kadar çok boyutlu olduğunu gösteriyor. Kimi için göç, daha iyi bir yaşam kurma arayışıyken; kimi için eğitim, iş, aile veya güvenlik nedeniyle alınan bir karar olabilir. Ancak geride bırakılan hiçbir zaman sadece bir ev, şehir veya ülke değildir. Göç, nedeni ne olursa olsun kişinin alışık olduğu yaşamı geride bırakıp yaşamını yeniden kurma sürecidir. Peki, bir insanın hayatında böylesine büyük bir değişim yaşandığında psikolojik olarak neler olur? Bhugra’nın modeline göre göç ve ruh sağlığı ilişkisi göç öncesi dönem, göç eylemi ve göç sonrası dönem olarak üç aşamada ele alınmaktadır. Göç öncesi dönemde, kişinin göç motivasyonu yani göçün mecburi mi yoksa isteğe bağlı mı olduğu, kişiyi göçe sürükleyen nedenler ve bireyin kişilik yapısı bu dönemde önem taşır. Göç eylemi sırasında sosyal desteğin kaybolması, yitirme duygusu ve kopuşla gelen yas öne çıkar. Bunun yanında göç sürecinde yaşanan travmatik olaylar ve travma sonrası stres bozukluğu da bu dönemde ruh sağlığı açısından önem taşır. Göç sonrası dönemde ise kişi, yeni bir yaşam biçimiyle karşı karşıya kalır ve bu süreçte kültür şoku yaşayabilir, ayrımcılığa maruz kalabilir, maddi sıkıntılarla karşılaşabilir ve özlem duygusunu yoğun bir şekilde yaşayabilir (Bhugra, 2004’ten akt. Solgun, 2017). Göç sonrasında karşılaşılan kültürel farklılıklar, bireyin yeni yaşamına uyum sağlamasını zorlaştırabilir ve sağlık sorunlarının ortaya çıkmasında etkili olabilir. Bireyin yeni çevresinin kendi kültürüne benzer olması uyum sürecini kolaylaştırabilirken, farklı olması uyum sorunlarını artırabilir. Göçle birlikte alışılmış çevreden ve yakınlardan uzaklaşmak, bireyin yalnızlık ve yabancılaşma hissetmesine, kendini değersiz algılamasına, geride bıraktıklarına yönelik pişmanlık yaşamasına ve yoğun stres hissetmesine neden olabilir. Yaşanan stresli olaylar ve önemli yaşam değişiklikleri, bireyin ruhsal durumunu etkileyebilir; benimsediği kültürün tehdit altında olması da çeşitli ruhsal sorunların ortaya çıkmasında etkili olabilir (Şahin, 2001’den akt. Tuzcu ve Bademli, 2014). Yoğun stres altında kalan göçmenlerin yaşadığı psikolojik güçlüklerin daha ağır sonuçlarla ilişkili olup olmadığı da akla gelmektedir. Nitekim göç ile psikotik bozukluklar arasındaki ilişki de araştırmalarda ele alınmıştır. Binbay ve arkadaşlarının derlemesinde, Batı Avrupa’da yaşayan Türkiye kökenli göçmenlerde şizofreni ve diğer psikotik bozukluk oranlarının araştırmaların yapıldığı ülkelerin yerli nüfusuna göre daha yüksek, ancak benzer sosyoekonomik koşullara sahip diğer göçmen gruplarına göre daha düşük olduğu bildirilmiştir (Binbay ve ark., 2012). Bununla birlikte, derlemede Türkiye kökenli göçmenlerin psikotik bozukluk oranlarının Türkiye’deki akrabaları veya köken aldıkları yerleşim birimlerinde yaşayan kişilerle karşılaştırıldığı araştırmalara ihtiyaç olduğu vurgulanmıştır.
Göç kararı vermek, bireyi alıştığı kültürden koparırken yepyeni bir hikâyeye sahip olmanın heyecanıyla kendine yeni bir yer edinmeye çalıştığı zorlu bir süreci de beraberinde getirir. Bu süreçte birey, farklılıkları nedeniyle ötekileştirmeyle, maddi zorluklarla ya da kendini güvende hissedebileceği bir yaşam alanı var etmenin getirdiği güçlüklerle karşılaşabilir. Göçmenlerin yaşadığı tüm zorluklara temas etmek mümkün olmasa da bu yazı, onları daha iyi anlayabilmek ve önyargılarımızı geride bırakabilmek adına kaleme alındı. Göçmenlerin hayatına bakarken hissedebilmek gerekir. Peki, gözler gerçekten hissedebilir mi? Bir insanı yalnızca yaşadığı yerle, taşıdığı kimlikle veya bize ne kadar benzediğiyle değil; geride bıraktıklarıyla, yaşadıklarıyla ve yeniden kurmaya çalıştığı hayatla görürsek; evet, göğsünde taşıdığı hikâyeyi de hissedebiliriz.
Kaynakça:
Avcı, M., ve Aydın, R. (2023). Göç ve ilk yardım. M. Avcı & R. Aydın (Ed.), Psikolojik ilk yardım: Kuram, araştırma ve uygulama. (Saha çalışmaları için bir kılavuz) içinde (ss. 276-278). Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği.
Binbay, T., Ulaş, H., Alptekin, K. ve Elbi, H. (2012). Batı Avrupa ülkelerinde yaşayan Türkiye kökenli göçmenlerde psikotik bozukluklar: Sıklık, yaygınlık ve başvuru oranları üzerine bir derleme. Türk Psikiyatri Dergisi, 23(1), 53–62.
Koç, Ş. ve Mercan, B. (2025). Göçün nedenleri ve sonuçları bağlamında uluslararası göç kuramları. Necmettin Erbakan Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, 7(2), 379-400.
Solgun, C., ve Durat, G. (2017). Göç ve ruh sağlığı. Journal of Human Rhythm, 3(3), 137-144.
T.C. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı. (2025). Göç sözlüğü. Erişim tarihi. 07 Eylül 2025. https://www.goc.gov.tr/iltica-terimleri-sozlugu
Tuzcu, A., ve Bademli, K. (2014). Göçün psikososyal boyutu. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 6(1), 56-66. https://doi.org/10.5455/cap.20130719123555
Türkiye İstatistik Kurumu. (2026). Uluslararası göç istatistikleri, 2025 (Veri tabanı ve bülten). TÜİK Kurumsal Veri Portalı. Uluslararası Göç İstatistikleri- 2025- Veri Portalı- TÜİK
Melike Nur Turan


Bir yanıt yazın