Site Loader

Sıradaki yazı konumuz çoğu insanın hayatta karşı karşıya kaldığı bir konuyla ilgili, ‘’Neden suçluluk duyarız?’’. Öncelikle suçluluk kelimesini tanımlayacak olursak; Psikoloji Sözlüğünde(Budak, 2005, 702), suçluluk şu şekilde ele alınır: “Kanunen veya dinen yasaklanan, ya da ahlaki açıdan ayıplanan bir şey yaptığımız, toplumun ahlaki normlarını, ya da kendi standartlarımızı çiğnediğimiz düşüncesinin yarattığı pişmanlık ve rahatsızlık duyguları…” Ruhbilim Terimleri Sözlüğünde ise suçluluk duygusu (Enç, 1980, 147) “kişinin törel ya da dinsel kuralları çiğnediğini sezmesi sonucu bilinçli ya da bilinçsiz olarak kapıldığı ve kendisiyle ilgili değer yargılarını sarsan duygu” olarak tanımlanmaktadır.

Suçluluk, tüm güzel anları ve duyguları yok edecek kadar güçlü bir duygudur. Peki kimler suçluluk duygusunu hisseder? Bunun cevabına herkes diyebiliriz. Suçluluk, ahlaki, etik veya dini normları ihlal ettiğimizde ve bunun için kendimizi eleştirdiğimizde ortaya çıkar. Aradaki fark, utanç hissettiğimizde kendimizi olumsuz bir etki altında görürüz, oysa suçluluk hissettiğimizde belirli bir eylemi olumsuz görürüz. Aslında eylemlerimiz bir başkasını etkilediği için kendimizi suçlu hissediyoruz ve kendimizi sorumlu hissediyoruz.

Suçluluk, bir kişinin empatik olabileceğinin bir işaretidir; kişinin başka birinin bakış açısından bakabilmesi, karşı tarafı çok düşünmesi, yakın ve iyi ilişkilere sahip olması için önemli olan bir özellik olarak söylenebilir. Eylemimizin diğer kişiye acı verdiğini veya ona zarar verdiğini kabul edersek, suçluluk duygusu hissedebiliriz.

Suçluluk bizi başkalarına zarar vermekten alıkoyar ve ortak yarar için ilişkiler kurmaya teşvik eder. Suçlu hissettiğimizde, bakışımızı dışa çevirir ve verdiğimiz zararı tersine çevirmek için stratejiler ararız.

Utandığımızda, dikkatimizi içe dönerek, içimizde dönüp duran duygulara odaklanırız ve etrafımızda olup bitenlere daha az ilgi gösteririz.

Diğer yandan mükemmeliyetçilik de suçluluk duygusunu tetikliyor. Sürekli mutlu gözükmek,memnun olmak ve etmeye çalışmak, layık olmaya çalışmak fakat başaramayınca duygunun açığa çıkması.

Peki suçluluk en çok hangi rahatsızlıklarda ön planda? Depresyonda suçluluk duymaya daha yatkın oluruz, ayrıca obsesif-kompulsif olan kişilerde de sıkça suçluluk duygusuna rastlanır örneğin ellerimi neden daha sık yıkamıyorum, neden daha dikkatli olmadım, neden oraya dokundum şeklinde görülebilir. Harekete geçmeveya düşünmek bile suçlu hissettirirken diğer yandan duyguları hissetmeleri bile o kişileresuçluluk yaşatır. Normalde birçok insanın hissettiği duygular obsesif-kompulsif olankişilerde çok yoğun suçluluk duygusu yaratabiliyor. Hatta çoğu zaman suçlu hissettikleri için bile suçlu. hissediyorlar. Depresyonda olan bir kişi ise sürekli yanlış yaptığını düşün suçluluk hissine kapılır ve kişiler yaptıklarından dolayı kendilerini kötü insan olarak belirlerler.

Suçluluk duygusunu azaltmak için ne yapabiliriz? Kendimize birçok alanda uğraşacak bir şeyler bularak kendimize yeni kapılar açabiliriz. Güzel şeyler yaptıkça ve oldukça kendimize inancımızda,sevgimizde artacak. Ayrıca gün içinde bir kez hayır demek, sınırlarımızı belirlemek, hatalarımızı düzeltmek, kendimizi affedip kendimizin dostu olmakta bu süreçte önemlidir. Bir şeyleri yapmadığımızda, yetişemediğimizde, yanlış yaptığımızda, yeterli yapmadığımız da suçluluk ya da pişmanlık hissetmek ve keşke demek yerine bende insanım olabilir böyle şeyler diyebilmeli ve kendimizin bile hata yapabileceğini unutmamalıyız çünkü değişim içerde başlar.

Melisa Neng

KAYNAKÇA:

Özdemir, Nida & Düzgüner, Sevde. “Psikolojik Açıdan Suçluluk, Pişmanlık ve GünahkarlığınKapsamı ve Yakın Kavramlar Arasındaki Yeri-The Scope of Guilty, Regret, and Sınfulness from Psychologıcal Perspective and Their Place Among Close Concepts”. Ondokuz Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi- Ondokuz Mayıs University Review of the Faculty of Divinity 49 (Aralık-December 2020): 497-529.

Budak, Selçuk. Psikoloji Sözlüğü. Ankara: Bilim ve Sanat Yayınları, 2005.

Enç, Mithat. Ruhbilim Terimleri Sözlüğü. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları,1980.

Post Author: gipder

Bir Cevap Yazın