Site Loader

Hiç zihninize takılan bir şeyi atmakta zorlandığınız oldu mu? Çoğu insana yabancı gelmeyen bir durum olan ruminasyonu bu yazımızda açıklamaya  çalışacağım. Kişilerin  geçmişe takılıp, sorunları çözmek için harekete geçememesi ve sürekli geçmişteki  hatalarının  acısını “döngüsel olarak” yaşamasına  ruminasyon deniliyor. Kökeni Latince Rumen kelimesinden gelmektedir. Rumen geviş getiren hayvanlarda sindirilen besinlerin bakteriyel fermantasyona maruz kaldığı midenin ilk bölümüdür. Bu kelimeden gelen ruminasyon (Rumination) 16. yüzyıldan itibaren Batı dillerinde hem “tekrarlayıcı bir şekilde düşüncelerin zihinde dönüp durması” hem de “geviş getirmek” anlamlarında kullanılmaktadır. Psikiyatri pratiği içinde kısaca ve kabaca “zihinsel geviş getirmek” olarak tariflenen kelime literatürde ilk kez 1960 yılında obsesif-kompulsif bozukluk (OKB) ile çalışmalar yapan Ingram tarafından OKB’den ayrı bir fenomen olarak kompülsiyon olmadan düşünce düzeyindeki patolojiyi işaret etmek için kullanılmıştır. Ruminasyon temelinde bir savunma mekanizmasıdır. Kişinin kendi benliğini dış uyaranlara korumaya çalışması sonucu düşünce içeriğinin bozulmasıdır. Kişi bir olay karşısında istediği tepkileri veremediğinde zihninde onu üstün kılacak şekilde farklı düşünceler oluşturmasıdır. Bu sebeple benliğinin zarar görmesini engellemeye çalışmaktadır. Örneğin zihninde sürekli olarak kendisini yüksek maaş alan ve statü sahibi biri olarak hayal etme çoğu insanda bulunur. Fakat ruminasyon bozukluğu olan birey her yaptığı iş sırasında bunu düşünmektedir. Bu sebeple de stres ve kaygı seviyeleri normalden daha yüksek olabilmektedir. Bu durum kadınlarda erkeklere oranla daha yüksektir ve  çoğunlukla OKB ile de ilişkilendirilmektedir. OKB içeriğinde bulunan obsesyon da tekrarlayıcı ve üstesinden gelmesi zor düşünceleri tanımlamaktadır. Bu iki tanımda benzer düşünce biçimini tanımlamaktadır. Obsesyonda birey sürekli olarak bir şeyleri yanlış yaptığı düşüncesine sahip olabilmektedir. Örneğin “ütünün fişini çektim mi?” veya “kapıyı kilitledim mi?” soruları yaygın obsesyonlardır. Ruminasyon bozuklukta ise kişi sürekli olarak bir ihtimali göz önünde bulundurmaktadır. Örneğin “merdivenden inerken düşeceğim” veya “yolun karşısına geçerken araba çarpacak” gibi düşünceler normalin üstünde takıntı şeklinde bireyin zihninde dönüp durmaktadır. Bunun yanı sıra birey benliği yüceltmek içinde ruminatif düşünceler sahip olabilmektedir. Örneğin bir ödül töreni sırasında ödül alanın yerine kendisini koyarak sahnede kendisini hayal edebilir. Bir başarıyı kendisi başarmış gibi hayal etmek kısa süreli olarak ödül gibi görülse de uzun zaman bu şeklide düşünceye sahip olmak gerçeklikten kopmaya neden olabilmektedir. Birey gerçek dünyadan koparak kendi zihninde ayrı bir dünya oluşturur. Bu gibi durumlarda ruminatif düşüncelerin ortadan kaldırılması büyük bir önem taşımaktadır. Nasıl başa çıkabiliriz sorusuna değinecek olursak; Bu konuda yapılacak ilk adım bireyin ruminatif düşünceye sahip olup olmadığını fark edebilmesidir. Birey içgörü tekniği ile düşünce yapılarını inceleyerek sürekli olarak olumsuz düşünceleri tekrar ettiğini fark ettiğinde ise kendisini bu döngüden çıkarmaya çalışmalıdır. Öncelikle bireyin kendi iç sesini dinlemesi çoğu zaman avantaj olsa da sürekli olarak iç ses ile konuşmak bireyi dış dünyadan kopmasına neden olmaktadır. Bu sebeple birey zihnini meşgul edecek hobiler ile vakit geçirebilir. Ayrıca sürekli olarak kendi sesini dinlemek yerine sosyal ortamlara girerek diğer insanlar ile vakit geçirebilir.

Bunların yanı sıra bir sorunu sürekli olarak düşünmek yerine soruna çözüm arayabilir. Soruna çözüm bulmak hem olumsuz durumun ortadan kalkmasını sağlayacak hem de bireyin stres ve kaygı seviyesini düşürecektir. Tek başınıza bunun üstesinden gelemiyorsanız bir ruh sağlığı uzmanına danışmanız sizin için daha faydalı olacaktır… 

                                                                                                        CİHAN YARDIMCI

KAYNAKÇA:

Post Author: gipder

Bir Cevap Yazın