Travma Sonrası Dil Bozukluğu

Travma, bir kişinin psikolojik, duygusal veya fizyolojik olarak zorlandığı ve baş etme becerilerinin yetersiz kaldığı sarsıcı bir deneyim olarak adlandırılır. Travmanın etkileri birçok şekilde karşımıza çıkabilir. Genel olarak travmanın etkileri zihinsel ve psikolojik yönden daha çok tartışılır ve konuşulur. Travma deneyimlerinin bedensel etkileri ise halk arasında fizyolojik sebeplere dayandırılarak kafa karışıklığına sebep olabilir. Bunlardan biri de konuşma bozukluklarıdır. Travmanın derin etkilerinden biri olan konuşma bozukluğu, her yaştaki bireylerde karşımıza çıkabilir. Bu etkiyi daha iyi anlamak için travmanın beynimizde yarattığı etkiye kısaca bir bakalım.

Beynimizde konuşma ve dil gibi önemli görevleri olan beyin bölgeleri travmadan etkilendiğinde konuşma yeteneği bundan zarar görebilir. Örneğin amigdala, tehlike algısını ve korku tepkilerini düzenleyen bir bölgemizdir. Düşünün ki çok korktuğumuzda ve tehlike algıladığımızda bazen konuşmakta zorlanırız. Eğer travma anında amigdala fazla uyarılırsa, bu korku algı sistemi kişiyi sürekli alarmda tutabilir. Bu durum kişinin her daim uyarılmış hissetmesine sebep olur ve konuşmasının akıcılığını da etkileyebilir. Bir diğer örnek ise prefrontal kortekstir. Prefrontal korteksin düşünme, karar verme ve dil görevleri, onu her açıdan önemli bir konuma getirir. Travma bu bölgenin eskisi gibi çalışamamasına yol açarsa, konuşurken organize düşünmek zorlaşır ve anlatım kayabilir. Tüm bu zorluklar kişiyi hiç konuşmamaya itebilecek faktörler olabilir.

Travma sonrası fiziksel bir hasar olmasa da travma sonrası stres bozukluğu konuşma becerisini etkileyebilir. Düşündüklerini kelimelere dökmekte zorlanan bireyler, bunları göstererek anlatmayı tercih edebilir. Özellikle çocuklar, duygularını öfke nöbetleri geçirerek veya içe kapanarak gösterebilirler.

Travma sonrası ortaya çıkan konuşma bozuklukları birçok şekilde olabilir. Bunlardan bazıları şu şekildedir:

  • Selektif mutizm
  • Kekemelik
  • Afazi türleri
  • Psikojenik ses bozuklukları
  • Dil organizasyon bozuklukları

Selektif mutizm, belirli sosyal ortamlarda ortaya çıkan konuşma zorluğunu ifade eder. Kişi evde rahatlıkla konuşabilirken okulda veya iş yerinde konuşamayabilir. Bu durum bir korunma tepkisidir. Kişi konuşmayı istememekten çok, içsel bir engelle karşı karşıyadır.

Kekemelik, halk arasında daha yaygın bir konuşma bozukluğudur. Konuşma esnasında konuşmanın akışını bozan sesler ve kelime tekrarları görülür. Nörolojik kekemelik, zamanla değil aniden gelişir. Duygusal konuşmalar, gergin ortamlar ve heyecan kekemeliği artırabilir.

Afazi, yani beyin hasarına bağlı dil bozuklukları, beyinde ilgili bölgelerin hasar görmesinden kaynaklanır. Örneğin Broca afazisinde kişi anlamlı konuşabilir ancak konuşma bozuktur. Bu tür travmalarda müdahale beyinle alakalı olmalıdır; psikologlar tarafından yapılan müdahaleler yardımcı olamaz.

Psikojenik ses bozukluğunda beyinde herhangi bir hasar yoktur; hatta fiziksel bir engel de bulunmaz. Bu durum, sesin boğuk çıkmasına ve bazen tamamen kaybolmasına sebep olabilir.

Dil organizasyon bozukluğunda kişinin konuşması dağınıktır. Anlatmaya çalıştığı şeyleri kelimelere dökemez. Çoğu zaman cümleleri yarım bırakır ya da kopukluklar yaşar. Bu durum travma sonrası stres bozukluğunda ve dissosiyatif rahatsızlıklarda görülebilir.

Travma sonrası konuşma bozuklukları, çocukluk döneminde travma yaşayan kişilerde daha sık görülür; çünkü travma doğrudan gelişimi etkileyebilir. Bu çocuklar daha geç konuşmaya başlayabilir, konuşmaları gerileyebilir ya da kendilerini ifade etmekte zorlanabilirler. Bu nedenle çocuklarda bu tür bozukluklara dikkat edilmeli ve psikolojik yardım geciktirilmemelidir.

Beyin hasarına bağlı olmayan dil bozukluklarında çeşitli psikolojik müdahaleler tercih edilebilir. Psikoterapi ve konuşma terapisi, en etkili yöntemler olarak karşımıza çıkmaktadır. Alanında uzman kişilerden alınan yardımlarla konuşma bozukluklarının önüne geçilebilir. Ailelere, arkadaşlara ve hatta topluma düşen görev ise bu tür zorluklarla karşı karşıya kalan bireylere alan açmak ve damgalamaktan uzak durmaktır. Onlar yardım isteyemiyorken yapılacak en güzel şey, onların farkında olmaktır.

Kaynakça:

  • American Psychiatric Association. (2013). Diagnostic and statistical manual of mental disorders (5th ed.). American Psychiatric Publishing.
  • American Speech-Language-Hearing Association. (n.d.). Voice disorders overview. https://www.asha.org
  • Ludlow, C. L., & Loucks, T. (2003). Stuttering: A dynamic motor control disorder. Journal of Fluency Disorders, 28(4), 273–295. https://doi.org/10.1016/j.jfludis.2003.07.001
  • Putnam, F. W. (1997). Dissociation in children and adolescents: A developmental perspective. Guilford Press.

Elis Berber

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

g

An legimus similique intellegam mel, eum nibh tollit assentior ad. Mei ei platonem inciderint.

e